31 Aralık, 2010

Güle Güle..


Rüya gibi bir yıl geride kaldı.
Hayata yeşil-beyaz pencereden bakabilenler için o kadar mutlu, o kadar dolu doluydu ki.
Her anıyla bizlere "Ne Mutlu ki Bursasporlu'yum" dedirtti.
Hafızamıza o kadar sağlam kazındı ki yıl, hiç şüphe yok ki sonsuza dek hatırlanacak.

Güzel şehrim Bursa'ya varır varmaz evimden önce stadın yolunu tutuşlarım.
Annnemin "Sen bizi değil, Bursaspor'u görmeye geliyorsun" diye attığı tripler.
İki sınav arası yaptığım deplasman kaçamakları.
Gittiğim deplasmanlardan eli boş dönüşlerimiz, arkadaşlarım tarafından uğursuzlukla suçlanıp ligin 30. haftasındaki Ali Sami Yen deplasmanına götürülmeyişim.
Maç günleri yaptığım salak saçma totemler.
Şampiyonluk maçımızı evde tek başıma arkadaşın Fenerbahçe forması giyerek izlemem.
Bursasporumuz'u Şampiyonların liginde görmek. Bursa'da Rangers'ı Valencia'yı Manchester United'i izlemek. Şampiyonlar liginde bir önceki seneden kalan tüm totemlerimizin teker teker heba olması.

Çok güzeldi çook.
Tarifi yok işte bu duyguların.
Bursasporlu olmayan birinin anlamasının da mümkünatı yok.

Başta Ertuğrul Hocamız olmak üzere bize bu kadar güzel bir yıl geçirmemizde emeği olan tüm futbolcularımızdan Allah razı olsun.

Güle Güle 2010.
Seni hiç unutmayacağız 2010.
Bekle bizi 2011!!

25 Aralık, 2010

Transfer Dedikoduları #2


Önce ilgilenilen golcünün Prag'da olduğu söylendi.

Sonra da çok geçmeden isminin Bony Wilfried olduğu atıldı ortaya.

(Bony Wilfried)

Son gelen duyum ise çok enterasan. Ne kadar tesadüf olduğu bilinmez ama asıl hedefteki golcünün soyadında değil adından geçiyormuş "Wilfried".

Hem de bu isim öyle Prag'da falan değil, hemen yanı başımızda komşumuz Bulgaristan'daymış.


Wilfried Niflore

Niflore'nin istatistiklerine şurdan ulaşabilirsiniz. Link(1) 

Oyuncunun attığı gollerden bir kısmını ise şuradan izleyebilirsiniz: Link(2)

24 Aralık, 2010

Çelişki'ye Gel..




Sercan Yıldırım:
Son haftalarda yükselen performansı dikkat çekiyor.
Genelde gitmeyi kafasına koyan futbolcular transfer sezonu yaklaşınca bu şekilde performanslarını arttırırlar.

Volkan Şen:
Transfer sezonunun yaklaştığı şu günlerde Volkan Şen de ortalıktan kayboldu.
Son haftalarda hırçın tavırları dikkat çekiyordu, sezon başındaki Volkan'ın yerinde yeller esiyor.
Eğer bir oyuncu transfer sezonu yaklaştıkça hırçınlaşıyor, disiplinsiz tavırlarda bulunuyor, bunlara bağlı olarak da performansı düşüyorsa bu adam devre arasında takımdan ayrılmak istiyor demektir.

22 Aralık, 2010

Transfer Dedikoduları #1


Futbol Şube Sorumlumuz Mesut Mestan ismi sır gibi saklanan bir futbolcu hakkında transfer görüşmesi yapmak için Prag'a uçmuş.


***

Slavia Prag'da hem sol bek hem de santrafor oynayabilen bir oyuncu var.

Adam Hlousek..1988 doğumlu..

Geçen yıl Dünyanın En Yetenekli 10 Genç Futbolculsu arasında gösterilmişti..



Bu transferin şu aşamada gerçekleşeceğini falan düşünüyor değilim..

Maksat bilgi kirliliği olsun..

Bakarsınız haberi çıkar, gündem oluşur.

Biz de istediğimiz oyuncuyu kimseye çaktırmadan tutar kolundan getiririz kutsal topraklara. :)

21 Aralık, 2010

Gençlerbirliği:1 Bursasporumuz:5


Mutlaka kazanmamız gereken bir maça ne istediğimizi ortaya koyarak başladık. Gole ilk kez henüz dakikalar 5'i göstermeden, bir duran top organizasyonunda Serdar Aziz'in kafasıyla yaklaştık. Serdar kısa olmasına rağmen iyi zıplayabildiği için maç boyunca yüksek toplarda özellikle hücumda etkili oldu ama kafa vuruşunda henüz acemi olduğundan bu pozsiyonlardan sonuç alamadık.

Aradığımız golü Sercan'ın ayağından hiç beklemediğimiz bir şekilde bulduk. Sercan'ın ortas ahadan alıp 40-50 metrelik driblinglerine çok şahit olduk ama hiç birinin sonu bu maçtaki gibi güzel bitmemişti. David Villalar'dan Fernando Torresler'den görmeye alıştığımız plaseleri Sercan'dan görmek gerçekten çok keyifliydi.

Golden sonra ise futbolcularımız anlamsızca tempoyu düşürdüler ve tam içimizden "Bir tane attık, şimdi yatarız bu golün üstüne" diye düşündüğümüz dakikalarda Soner hepimizi uykudan uyandıran golü attı ve takımını beraberliğe taşıyan isim oldu. Savunma arkasına koşusu, topla buluşmadan önce kafasını kaldırıp kaleye bakması, çok çabuk karar verip İvankov'un üstünden topu filelere göstermesi gerçekten büyük bir alkışı haketti. Ama yenilen golde Soner'i kaçıran Serdar'ın ve top daha Soner'e gelmeden kendini yere çok çabuk bırakan İvankov'un hatalarını göz ardı etmemek gerek.

Yediğimiz şok golünün hemen 2 dakika sonrasında Ozan'ın ayağından tekrar öne geçmeyi başarmış olmamız ise maçın ibresinin tekrar bizim lehimize dönmesini sağlayan en büyük etmenlerden biriydi. İlk yarı bitmeden Batalla-Sercan ortaklığından bulduğumuz gol ise Gençlerbirliği takımının hayallerinin büyük ölçüde tükenmesine sebep oldu. Hele rakibin ikinci yarının hemen başında yanılmıyorsam Oktay Delibalta'nın ayağından kaçırdığı golün hemen ardından Turgay'ın ayağından bulduğumuz 4.gol maçın tamamen kopmasına sebep oldu. Bu golden sonra iki takımda rölantiye döktü işi ve son dakikada Nunez'in sayısına kadar da herhangi bir pozisyon yaşanmadı.

Devreyi 5 gollü zaferle kapatmamız psikolojik olarak büyük bir güç kazandırdı futbolcularımıza. Maçtan önceki yazımda da belirttiğim gibi bizim için Şampiyonlar Ligi'nde büyük yara alan özgüvenimizi geri kazanmamız şu aşamada çok daha önemliydi. Bazı kesimler "hala" sindirmek istemese de bu yarışın içinde 2. yarı ile birlikte daha güçlü bir Bursaspor olacağı aşikar.
Önümüzde Karşıyaka maçı var, ondan sonra tatil.
Haydi son bir nefes çocuklar..

17 Aralık, 2010

17.Hafta Rakibimiz: Gençlerbirliği

Yarın deplasmanda karşılaşacağımız Gençlerbirliği için sezonun en büyük hayal kırıklığı yaratan takımı diyebiliriz.
Geçen yılki genç kadrolarını korudular, transferi henüz lig bitmeden bitirdiler ve Thomas Doll ile yola devam kararı aldılar. Bunları alt alta yazdığımızda herşey olumlu gibi görünüyor ama olmayınca olmuyor işte.

Adamların yakasını sakatlık illeti bırakmadı bir türlü. Benim en beğendiğim yerli santrafor olan Mustafa Pektemek'in zamansız sakatlığı çok etkiledi takımı. Tabi sakatlıklar sadece Mustafa Pektemek ile sınırlı kalmadı, yenilerden en çok umut beslenen Steward'dan hiç faydalanamadılar, Debatik Curri, Ermin Zec gibi isimler tam takıma alıştılar derken tekrar sakatlandılar. Öve öve bitirilemeyen Cem Atan'ın nerelerde olduğunu bilen yok, Shane Smeltz ve Billy Mehmet gibi oyuncular da tarz olarak takımın oyun anlayşına pek uygun değiller, Mehmet Akgün de sakatlıktan yeni çıktı, son üç haftada kısa kısa süreler almaya başladı.

Tüm bu aksilikler rüzgarın gençler için tersten estirmeye yetti, kötü gidişin ardından yaprak dökümü Thomas Doll ile başladı ve takım yardımcısı Zumdick'e emanet edildi.  Zumdick'le çıkılan ilk Manisa deplasmanından alınan üç puanın ilerisi için umut ışığı olacağı düşünüldü fakat takım Galatasaray maçına kadar oynadıkları 5 maçtan sadece 3 beraberlik çıkarabildi.

Zumdick'in gelmesiyle takımın sadece oyun anlayışında değişiklikler oldu. Önceden daha fazla topla kendisi oynamayı yeğleyen takım artık rakibi kendi sahasında bekliyor, kontralarla sonuca gitmeyi hedefliyor.

Zumdick takımın saha içindeki dizilişiyle çok fazla oynamadı, Gençler hala 4-2-3-1 oynuyor. Kalede Eski Bursasporlu Serdar Kulbilge belirli bir istikrarla oynamaya devam ediyor. Kaleciliğini beğenirim ama geçen yıl ki maçta yaptığı spor ahlakına aykırı davranışlardan dolayı kendisi hakkında çok fazla yorum yapmak istemiyorum.
Savunmanın sağında görev alan Orhan Şam ise stoper kökenli olmasına rağmen Galatasaray maçında Sergio Ramos gibiydi resmen. Biz sağ bek arıyorsak çok fazla uzaklara gitmeye gerek yok.
Savunmanın solunda değerlendirilen Murat Kalkan ise ligin ortalama sol beklerinden.
Ne öldürür ne güldürür derler ya işte öyle bir adam bu Murat.
Herif 4 sezondur süperligde yaptığı asist sayısı sadece 3.

Gençlerbirliğinin tandeminde ise hiç hesapta olmayan bir isim olan Kulusiç sezon başından beri büyük bir istikrarla 1.90'lık boyuyla taşıyor formayı. Yanında ise agresif, çevik, boyu kısa ama iyi zıplayabilen bir isim olan Aykut Demirci tercih ediliyor. Aykut'un agresif tavırları rakip takımda olduğu için insana antipatik geliyor ama biz de olsa çok severdik, orası ayrı.

Savunmanın önünde kesici rolünde Cem Can değerlendirilecek muhtemelen, onun önünde Oktay Delibalta ve Soner Aydoğdu isimleri çift yönlü oynamaları için görevlendirilecekler. Soner gerçekten üst düzey yetenekleri olan bir oyuncu, kendine bakarsa çok büyük futbolcu olabileceğini düşünüyorum.
Hücum hattının kanatlarında Serkan Çalık ve Hurşut isimleri değerlendirilip en uçta Billy Mehmet'le başlayacaklar maça.

Bize karşı da oyunu kendi yarı alanlarında kabul edip hızlı  hücumlarla sonuca ulaşmak isteyeceklerdir. Geçen yılın son maçına benzer bir 90 dakika bekliyorum.
Umarım Serdar daha maçın 3.dakikasında zaman geçirmeye başlamaz da güzel bir maç izletir iki takımda izleyenlere. Trabzonspor maçının sonucu ne olursa olsun devre arasına 3 puanın moraliyle girmek çok önemli. Futbolcularımızın pek iç açıcı geçmeyen Şampiyonlar ligi deneyimi ile sarsılan özgüvenlerini tekrar kazanmaları ligin ikinci yarısı için transferden çok daha önemli bana göre.

Muhtemel Kadrolar:
Gençlerbirliği:

Football Fans Know Better


Bursaspor:
Football Fans Know Better

15 Aralık, 2010

Keşke Yürüseydin Hep Böyle...



Çocukluk kahramanımız Majid Mususi'nin vefatının 5. yıl dönümü bugün.
Nur içinde yat büyük usta.
Bursasporlu seni asla unutmayacak..

14 Aralık, 2010

Bursasporumuz:2 Kasımpaşa:1


Zor maçtı..
Ama bizi zorlayan rakipten çok hava şartları oldu..
Herkes maçı oynattığı için Halis Özkahya'nın cesaret örneği gösterdiğinden bahsediyor ama bana göre yaptığı büyük bir cahillik örneği.
Zemin sadece karla kaplı olsa tamam da buzlu zeminde ekmeğini futboldan kazanan adamların geleceklerini riske atmaya kimsenin hakkı yok.
Üç sezon önceydi yanılmıyorsam, Konya'da buna benzer bir zeminde Uğur Uçar'ın yaşadığı sakatlığı hatırlayan çoktur. Adam en formda olduğu zamanda futboldan iki yıla yakın uzak kaldı.
Döndükten sonra da asla eski performansına ulaşamadı. Galatasaray'dan Ankaragücü'ne sürüldü, orda da kesinlikle ümit vermiyor.
O sağ kanatta fırtına gibi esen çocuktan eser yok. Herkesin koşamıyor diye eleştirildiği Alex'ten bile daha ağır bir görüntü verdi Fenerbahçe maçında.

Maça dönecek olursak, gollerin tamamının asistini zemin yaptı diyebiliriz. Zaten bu zeminde yok ben topu alayım dribling yapayım falan olmazdı, olmadı da.
Ertuğrul hocanın ben dün zemine göre takım çıkarmasını beklerdim şahsen ama sahanın bu kadar kötü olabileceğini o da tahmin edemedi herhalde. 65.dakikada Sercan'ı çıkarıp Ömer'i santrafor'a kaydırması, karda kaybolan Batalla'nın yerine Bekir Ozan'ı oyuna dahil etmesi zemin şartlarına uyum adına yapılmış hamlelerdi. Ama yinede hücum alanında etkili olmayı başaramadık.


Kasımpaşa son bölümlerde tehlikeli kontralar da yakaladı ama bunlardan faydalanamadılar. Tam maç gitti dediğimiz anlarda şansımızın da yardımıyla bulduğumuz gol ilaç gibi geldi.

Dün akşamın bizim takımda en iyi ismi hiç kuşku yok ki bu hava şartlarına diğer futbolculara göre daha alışkın olan Gustav Svensson oldu. Ergiç ve Batalla'nın kaybolup gittiği maçta orta saha göbeğini tek başına idare etti.  

Ligde uzun bir aradan sonra ilk defa 90 dakikanın tamamında görev alan bizim çocuk Serdar Aziz de performansıyla göze batan bir diğer futbolcumuz oldu. Gerek çabukluğuyla kazandığı ikili mücadeleler gerek de savunmadan çıkardığı toplardaki başarı yüzdesi ile ilerisi için olumlu sinyaller verdi.

Sonuç olarak beş İstanbul takımının da haftayı puansız kapattığını görmek gerçekten çok güzel bir duygu. Şimdi önümüzde Gençlerbirliği deplasmanı var.
Galatasaray maçında ortaya koydukları futbol gözümü korkutmadı değil. Zor maç olacak ama devre arasına kayıpsız girmek gerek.

13 Aralık, 2010

16. Hafta Rakibimiz: Kasımpaşa



Ligin dibine demir atmış Kasımpaşa ile haftanın son maçını kendi sahamızda seyircisiz olarak oynayacağız. Dört İstanbul takımlarının da haftayı mağlubiyetle kapatığı haftada İstanbul'un 5.takımına da mağlubiyeti tattırıp "Bu Yıl da İstanbul'a su bile yok" sözünü tekrardan söyletmek istiyoruz.
Ligdeki konumuz açısından da bu maç çok önemli..Lider Trabzonspor boş-beleş penaltılarla kazanmaya devam ederken 3,4,5.sıralardaki takımlar puan alamadılar.

Biz de Şampiyonlar Liginin bitmesiyle artık tüm enerjimizi yurt içine bundan böyle.
Şampiyonluk yarışında biz de varız diyebilmemiz için de bu maçta galibiyet harici hiç bir skor tatmin etmez bizi. Öyle ya da böyle Trabzon 39 puan yaptı ve devreyi lider tamamlamayı garantilediler.
Bizim ise kalan 2 maçı da kazandığımızı varsaydığımızda bile toplayabileceğimiz maksimum puan 37 olacak.

Rakibimiz Kasımpaşa'ya bakacak olursak sürpriz bir şekilde yokları oynuyorlar bu sezon.
Oysa herkes çok umutluydu onlardan.
Bence bu kötü gidişin en büyük sorumlusu Yılmaz Vural'ın ta kendisi.
En önemli oyuncularını yok pahasına kaybettiler.
Hadi Moritz'i Kayseri kaptı diyelim ama onun dışındaki Koray Avcı, Emre Toraman, Murat Erdoğan, Cenk İşler gibi takımın kaptanlarını Yılmaz Hoca kendisi gönderdi.

Belki bireysel olarak bu oyuncuların daha kalitelilerini, daha gençlerini transfer ettiler ama bir türlü takım olamadılar. Yukarıda belirttiğim tecrübeli isimler herkesin düştü gözüyle baktığı Kasımpaşa'ya sahip çıktılar. Barış, Yekta, Şahin gibi genç oyunculara abilik yaparak onların da performanslarını yükselmesini sağladılar, takım olgusunun oluşmasında büyük bir birleştirici rol üstlendiler ama Yılmaz Vural bu adamların kellesini uçurmada tereddüt bile etmedi.

Tecrübeli isimler gidince gençlerin de sesi soluğu kesildi. Barış'a bakıyoruz her hafta ayrı bir hata yapıyor, takımı yakan isimlerin başında geliyor. Yekta'ya genç yaşta kaptanlık pazubandı emanet edilmiş adam sadece kendine oynuyor. Şahin'in zaten varlığıyla yokluğu belli değil. Yılmaz Vural'la yeniden kendini buldu dediğimiz Ergün Teber yine ortalarda yok.

Ligin en çok gol yiyen takımı ünvanını da elinde bulunduran  Kasımpaşa en büyük sorunu takım savunmasında yaşıyor. Ön tarafta hücum presiyle alakası olmayan gamsız oyunculara bir de ligin en hata yapmaya müsait savunma hattına en güven vermeyen kalecisi de eklenince içinden çıkılmaz haller alıyor takım.
Savunmanın kanatlarındaki Keller ve Sancak o bölgenin oyuncuları değiller.
Kademe anlayışları yok denecek kadar az. Göbekteki Barış ligin direkt oynayan stoperlerinin en genci, Luis Henrique'yi beğenirim aslında ama konsantrasyonu çok düşük bir oyuncu hiç beklemediğiniz anda sürpriz hatalar yaparak yakabiliyor takımı.

Savunmanın önündeki Tjukuzu da herkesin bildiği gibi ligin en ortamcı yabancılarından. Yaşı 30'u geçti ama hala kendisine güvenilip yola çıkılabilecek bir adam olamadı. Yanında son maçlarda değerlendirilen Hüseyin Kala'yı ise hiç tanımıyorum, sezon başında Beypazarı Şekerspor'dan alınmış ama izlediğim Kasımpaşa maçında varlığını farketmek için epey çaba sarfettim. Buarada Tjikuzu Bursa'ya getirilmemiş onun yerine ilk düşünülecek isim Bulgar Sarmov olacaktır, çok vasat bir oyuncu o da.

Ortasahanın sağında Yılmaz Vural'ın kazanmak için büyük çaba sarfettiği Varela'nın dünya umrunda değil. O da takımın genel haline ayak uydurmuş durumda. Solda Yılmaz Vural'ın ısrarla verim almaya çalıştığı Korhan ise yadırgamaya devam ediyor yerini.
Çok koşuyor ama üretkenlik sıfıra yakın.
Aslında Tjikuzu'nun yanında kullanılsa çok daha verimli olabilir takıma. Onun yerine de bugün Ergün Teber savunmanın soluna çekilerek Sancak ön tarafa kaydırılabilir. Yılmaz Vural bizim sağ kanadımıza mutlaka önlem almayı düşünecektir ilk etapta.

Ortasahanın önünde serbest olarak oynatılmaya çalışılan Yekta Kurtuluş ise takımdan ayrılmayı kafasına koymuş olmalı ki sadece kendine oynuyor son haftalarda. Geçen yıl ligin ikinci yarısında damga vuran Yekta'nın  yerinde yeller esiyor resmen.

En uçta ise büyük ihtimal Gökhan Güleç tek başına kullanılacak bu akşam. Henüz golle tanışamayan Gökhan yeteneğine ihanet eden adamların başında geliyor. Adamda her şey var ama bir türlü gösteremiyor kendini. Basit bir psikolojik destek ile tekrar Beşiktaş'ta ilk parladığı günlere geri dönebilir bu adam.
Burak Yılmaz başardıysa Gökhan da pekala başarabilir. Gökhan'a Şenol Güneş gibi sakin, hata yaptığında bile moral verecek, ona inandığını hissettirebilecek bir hoca lazım, bu ismin Yılmaz Vural olamayacağı ise gün gibi ortada.
Kasımpaşa'nın muhtemel 11'i:

Football Fans Know Better

11 Aralık, 2010

BOYKOT(!)


Bursasporumuzu ağız birliği etmişcesine karalama kampanyasının hedefi ilan edenlere tepki olarak İstanbul medyasını Boykot ediyoruz.

10 Aralık, 2010

Adamsın..



Genç futbolcumuz Serdar Aziz sözleşmesini 2015 yılına kadar uzatmış şu sözleri söylemiş basın toplantısında:

'' Öncelikle burada olmaktan dolayı çok mutluyum.Bursaspor'un alt yapısından yetiştim ve Bursa doğumluyum.Sözleşme uzatma teklifi gelince seve seve kabul ettim.İnşallah Bursaspor'a daha faydalı bir oyuncu olacağımı düşünüyorum.Burdaki öncelikli hedefim takım kaptanlığına yükselmek ve A Milli Takım'a gitmek. Zaten İstanbul kulüplerine gitme hayallerim olsaydı Bursaspor ile sözleşmemi uzatmazdım.'' 

Gündemden / BJK Saha İçi


Sınavdı projeydi derken pek fazla zaman ayıramadık bloga. Aslında 1-2 kez yazmaya niyetlendim ama sürekli yeni olaylar geliştiğinden gündemin neresinden tutacağımın kararını veremedim bir türlü.

Öncelikle Beşiktaş maçından başlayacak olursak:

Schuster şunun şurasında 2-3 hafta önce ilkel futbol oynatığı için bok attığı Ziya Doğan'ın sistemiyle sürdü takımını sahaya..
Rakibi kendi yarı alandında bekle..
Ortasahayı kalabalık tut.
Futbol oynamasına izin verme, her ortasahayı geçtiklerinde, her duran topta it, çek.
Kazandığın topları ilerideki hızlı oyuncularının koşu yollarına doğru kullan.

Biz ise  kesinlikle puanı haketmek için bir şey yapmadık sahada. O yüzden mağlubiyeti çok normal karşıladım şahsım adıma.
Bizim içim maçta üç kırılma anından bahsedebiliriz.
Bunlardan ilki İbrahim sakatlanması oldu. İbrahim'in sakatlığında hocanın kimi tercih edeceği çok önemliydi. Hızlı hücumcuları olan rakibe karşı sırf daha tecrübeli diye Stepanov'u Serdar'a tercih etse çok kızardım herhalde Ertuğrul hocaya. Maçı yine kaybettik ama kendisi bu cesur olduğu kadar akıllıca olan bu kararı için bile büyük bir tebriği hakediyor.

İkinci kırılma anı ise hiç kuşku yok ki Volkan Şen'in atılma pozisyonuydu. Volkan bir sorumsuzluk yapmıştır ama pozisyona ülke toprakları dışında kırmızı kart verecek bir hakem var mı çok merak ediyorum.
Şunun şurasında 2-3 sene önce Emre'lerden Lugano'lardan saha içinde resmen dayak yiyen Fırat Aydınus nasıl olur da bizim maçta delikanlı kesildi anlamak gerçekten çok güç.

Bizim için maçtaki üçüncü ve son kırılma anı Serdar Aziz'in son dakikalarda direğin içinden dönen topu gol olsa belki de çok farklı şeyler konuşuyorduk şimdi. Ertuğrul Sağlam "Cesur Yürek" Serdar da yeni "Gladyatör" olarak İstanbul basınında çok yerlerini almışlardı çoktan.
 Serdar'ın da performansı muazzamdı. Ömer'den 4 numarayı kaptanlık pazubandı ile birlikte alacağı günler çok yakında.
Aidiyet duygusundan yoksun Eren, Muhammet ikilisi  kudurup dursunlar bizim Serdar'ımız Şampiyonlar liginde top oynuyor.

04 Aralık, 2010

15. Hafta Rakibimiz: Beşiktaş



Beşiktaş sezon başından beri sakatlıklarla boğuşmaya devam ediyor.
Herkes şanssızlıktan bahsediyor ama bu kadar sakatın aynı anda verilmesinin sadece şansla izahı olamaz.
Olmamalı da bence.
Kaldı ki bu sakatlıkların çok azı darbeye bağlı gelişmiş. Adele sakatlıklarının en büyük sorumlusu futbolcuların kendisi olur çoğunlukla.
Ya kendisine bakmaz, ya da iyi ısınmaz.
Eğer bir takımın yarıdan fazlası bu tip sakatlıklar yaşıyorsa da önce o takımın ne kadar doğru çalıştığına bakılmalıdır. Şanssızlık diyip işin içinden çıkmak en kolayı tabi.
Sonra "Bursaspor çok ballı takım, sakatlanmıyor futbolcuları" falan diyor millet ama kimsenin aklına Ertuğrul Sağlam'ın Spor Akademisi mezunu olduğu, yüksek lisansını da "Futbolcu Sakatlıkları" üzerine yapmış olduğu gelmiyor niyeyse..

Neyse Beşiktaş'a dönecek olursak kalede CSKA maçını iyi ısınmadığı için tamamlayamayan Cenk Gönen bize karşı sahada olacakmış bir aksilik olmazsa.
Kendisini çok beğenirim, 14 yaşından beri de takip ederim. 88 jenerasyonunun ilk milli takım kalecisidir, eski kulübü Göztepe ile de ilk A takım maçına 16 yaşında şimdiki takımı Beşiktaş'a karşı oynamıştı yanlış hatırlamıyorsam.

Savunmaların sağ kanadında Hibert ısrarı sürüyor, savunması kötü, hücuma çıkışları iyi ama final pasları kötü olan bir oyuncu. Kısacası Sabri'nin ne yaptğını bilen hali diyebiliriz onun için.
Solda ise İsmail, İbrahim ikilisinden birini tercih edecek Schuster bu isim de büyük ihtimal İbrahim olacaktır. İsmail'in haftada 3 maçı kaldırabilecek yeterliliği yok çünkü, hele yağmur falan da yağarsa İsmail tamamlayamaz maçı, illa atar alt-üst bir adelesi.
Tandemde son haftalarda Ersan-Toraman ikilisi terci ediliyor. Sezona Zapo-Toraman ile başladılar ama iki 1.80'lik stoperle bu ligde mücadele etmek biraz zor. Ersan'ın Zapo'ya tercih edilmesinin başka bir izahı olamaz çünkü.

Ortasahada sakatlar iyileşince Necip ilk kulübeye çekilen isim oldu. Marco-Ernst-Guti gibi yaş ortalaması 33 olan oyuncular da dakikalar 60-70'i bulunca düşüyorlar oyundan, yarın aralarına Necip ile bir gençlik aşısı enjekte edilmezse maç beklediğimizden kolay geçebilir. Tabi burda Ertuğrul hocanın o bölgedeki tercihleri de çok önemli. Umarım Şampiyonlar ligi maçlarında olduğu gibi;
-----Svensson
Ergiç--------Insua

Gibi bir dizilişle çıkmayız sahaya. Insua her ne kadar Kayseri maçında bizi öne geçiren golü atmış olsa da temposu yüksek maçlarda çok yetersiz kalıyor. Takımın en çok koşan oyuncusu olarak istatisliklerde kendine yer bulsa da top kazanmadan maçı bitiriyor ilginç bir şekilde.

Geçen yıl bu tarz zorluk derecesi yüksek maçlarda Insua yerine kullanılan Bekir Ozan çok daha yararlı oluyordu. Hücuma katkısı çok fazla olmasa da çok daha fazla top kapıyordu.O top kaptıkça da biz daha fazla hücum şansı yakalıyorduk.

Beşiktaş'ın hücum hattına baktığımzda ellerinde çok fazla alternatiflerinin olduğu söylenemez.
Schuster Tekke'yi affeder mi, Hilbert gibi İsmail gibi kanat hücumcuları savunmada değil de daha önde kullanır mı bilemem. Ama durumları maç saati belli olacak denilen Tabata ve Nobre'de yarın oynayacak seviyeye gelmezse elinde sadece Holosko ve Ali Kuçik kalıyor öndeki 3'lüde oynatabileceği.

Beşiktaş'ın muhtemel 11'i:
Football Fans Know Better

30 Kasım, 2010

Bursasporumuz:2 Kayserispor:0


En çok galibiyete ihtiyacımız olduğu bir zamanda bu maç çok iyi geldi çok..

Herkesi kendine getirdi bu 3 puan..

O kadar dolmuştuk ki şehir olarak..

Insua'nın golden sonra formayı çıkarıp taraftara koşması, Sercan'ın hırsına engel olamayarak korner direğini tekmelemesi tüm Bursasporlular'ın psikolojisini yansıtıyordu adeta..

Valencia hezimetini yaşayan 11'den 8'i yine sahadaydı. Kaptan, Sercan, Ergiç isimlerinin yerine Stepanov, Ozan, Batalla tercihlerini yapmıştı Ertuğrul Sağlam. Kolay değildir 6 golle mağlup sonra hiç bir şey olmamış gibi yola devam etmek. O yüzden takımımızı normalden çok daha fazla bağrımıza basmalıyız bu galibiyetten sonra.

Maçın başında biraz tutuk gibiydik ama ilk 15-20 dakikadan sonra oyunda istediklerimizi yapmaya başladık. İlk ciddi sayılabilecek pozisyonumuzu da Souleymanou'nun kısa düşen kale vuruşu sonrasında bulduk fakat Batalla ceza yayı üzerinden topu alışık olmadığımız bir şekilde Teksas'a gönderdi.
Bu pozisyondan sonra da ardına ardına gollük fırsatlar yakaladık. Önce 25'te Volkan sağ çizgiden kestiği topa hem Turgay hem de Ozan dokunamadılar.

Hemen üç dakika sonrasında ise Ozan İpek Kayserili oyuncuları yıka yıka getirdiği topta Vederson ile yaptığı 2'ye 1'in ardından golle burun buruna geldi ama son vuruşu ona yakışmadı..

Kayseri'nin ilk tehlikeli pozisyonu ise maçın 3'te 1'lik dilimini geride bıraktığımız dakikalarda Insua'nın ortasahada kaptırdığı topun sonrasında gelişti. 5'e 3 yakalamalarına rağmen Keçeli'nin ters kademesi ile tehlikeyi savuşturmayı başardı. Buna benzer Kayseri maç boyunca 1-2 pozisyon daha yakaladı ama final paslarında başarılı olamadılar.

İkinci yarının hemen ilk dakikasında Insua İlk yarıda Batalla'nın yakaladığı pozisyonun benzerinde topu da aynı Batalla'nın ilk yarıda yaptığı müsait durumda dışarıya gönderdi.
53 ve 55. dakikalarda aynı Insua yüzde yüzlük pozisyonlarda topları Kayseri kalecisi Souleymanou'nun üzerine nişanlayınca takımın da oynama şevki kırıldı ve takım halinde uyku moduna geçtik, aynı Karabük maçındaki gibi.

Taa ki 80.dakikada Kayseri'nin maç boyunca girdiği tek pozisyonda Moritz'in kalenin dibinden topa dokunamadığı ana kadar da bu uyku hali devam etti.

Ertuğrul Sağlam da buarada hiç birimizin alışık olmadığı bir hamle yaparak yorulan Svensson'un yerine Ergiç'i monte etti takıma..

Ertuğrul hoca en son sahamızda kaybettiğimiz Gençlerbirliği maçında bu şekilde çılgın bir hamle yaparak Ozan İpek-Tadeu değişikliğinin sonrasında Batalla'yı sol kanada Ozan'ın yerine göndermişti. Gençlerbirliği o maçta bizim Batalla'nın savunma zaafını kullanarak Mustafa Pektemek ile o kanattan ardı ardına hızlı hücumlar yakalamış nitekim golü de o sağ kanat hücumlarının birinin devamında kornerden bulmuştu.

Biraz alakasız gibi görünse de benim o değişiklikten sonra o Gençler maçı geldi hatırıma.
Aynı şekilde Ertuğrul Hoca savunması pek olmayan bir oyuncuya önce savunma yapması gereken bir görev vermişti.

"Ha şimdi..ha şimdi.." diye Insua-Hüseyin veya Ömer değişikliğini beklemeye başladık. Ama Insua'yı golden önceki dakikalarda dışarı almak o futbolcuyu kaybetme riskini de beraberinde getirirdi, çünkü bu futbolcuya karşı tribündeki homurtular bir hayli yükselmişti, oyundan alınması halinde ıslıklanması işten bile değildi. En nihayetinde bu oyuncunun ayağından golü bulunca herşey unutuldu bir anda. Insua golünü attıktan sonra alkışlar eşliğinde dışarı alındı.

Böylelikle Ertuğrul hocanın "neyi, nerde, ne zaman" yapacağını bizden daha iyi bildiğine ise bir kez daha şahit olduk.

Insua'nın golünün 3-4 dakika sonrasında Ergiç'in pasında Sercan kendisinden alışık olmadığımız güzellikte bir gol atınca bu iş bitti dedirtti. O dakikada Şota bile Furkan'ı riske etmekten vazgeçti ve tam oyuna alacağı anda tekrar kulübeye oturttu.
Gecenin jeneriklik hareketi ise yine bizim küçük dev Batalla'dan geldi. Volkan pasın hatrına o topu mutlaka gol yapmalıydı..

Sonuç olarak bu maçta 3 puan almak ilerisi için çok önemliydi. Futbolcularımızın özgüvenleri yerine geldi. Bu yarışta sonuna kadar var olabileceklerini tekrar gösterdiler dosta düşmana..

Teşekkürler çocuklar..

İnönü'de görüşmek üzere..

29 Kasım, 2010

14. Hafta Rakibimiz: Kayserispor



İlk yarıda kalan maçlar arasında en zorlusunu bugün sahamızda Kayserispor'a karşı oynayacağız.
Rakibin her ne kadar önemli hücumcularının eksikliği göze batsa da bu durumun Kayserispor'un gücünden her hangi bir şey kaybettireceğini düşünmüyorum.

Troisi zaten hiç bir zaman olmazsa olmazı olmayı başaramadı Kayserispor'un..
Cangele gideli ise 10 hafta oluyor, öyle ya da böyle alıştılar artık Arjantinli'nin yokluğuna..Zalayeta 5. haftadan itibaren Cangele sakatlandıktan sonra oynamaya başlamıştı, onu da arayacaklar elbet..Ama ligin 9.haftasında Beşiktaş'a karşı da bu oyuncular olmadan mücadele ettiler ve evlerinde oynadıkları maçı son dakika attıkları golle kazanmayı başarmışlardı.

Gerçi o son dakika golünü atan Furkan da getirilmemiş Bursa'ya ama onun yokluğunu bir şekilde kapatacaklardır.
Moritz'i orada kullanmazlar büyük ihtimal.
Çünkü bu oyuncuyu denediği Konyaspor maçında orta sahanın direncinin çok fazla düşmesi Şota'nın pek hoşuna gitmedi ve son maçlarda orada Abdullah'ı tercih edip onun enerjisinden faydalanmak Moritz'in teknik kapasitesine göre daha cazip geldi.

Kayserispor'un istikrarsız bir hücum hattı olsa da sene başından beri beraber oynayan bir savunma hattı mevcut. Bu adamların büyük çoğunluğunun bu yıl ilk defa bir araya geldiklerini düşününce Şota'nın ne kadar takdir edilesi bir iş yaptığı görmek mümkün..

Ben açıkçası sezon başında savunma rotasyonunda değerlendirilen Ali Turan, Toledo, Aydın, Hakan Aslantaş..
Orta sahadaki Saidou, Shawky gibi isimlerin takımdan ayrılmış olmasına hücum hattındaki Gökhan Emreciksin, kral Makukula'ya bir de takımın tecrübesiz diyebileceğimiz Şota Arveladze'ye teslim edilmesi "Acaba sezonun hayal kırıklığı Kayserispor olur mu" sorularını akıllara getirse de toplanan puanları geçtim oyun olarak da geçtiğimiz sezonun çok  önündeler.
Geçtiğimiz yıl sadece Makukula'ya şişiren futbolcu topluluğunun yerini  gerçek manasıya "takım" olmayı becerebilen bir Kayserispor aldı.

Kalede Souleymanou 37 yaşında ama ilk geldiği günki gibi oynamayı becerebiliyor hala. Zaman zaman yaptığı hatalar ile saç baş yoldursa da bu yıl imza attığı büyük bir bireysel hata hatırlamıyorum. Ama bana göre hala kendisine güvenilip yola çıkalacak bir adam değil.

Serdar, Amisulashvili, Önder, Hasan Ali 4'lüsü çok çabuk uyum sağladılar birbirlerine. Geçtiğimiz sezonun başında kimsenin tanımadığı Serdar Kesimal gösterdiği üst düzey performansla mevkisinde milli takım havuzuna girmeyi başardı, sol kanattaki Hasan Ali ise milli takıma göz kırpmaya devam ediyor.

Orta alandaki Selim ve Santana da Almanya tecrübeleri ile fark yaratmayı becerebiliyorlar ligimizde. Onlara bu akşam takım alt yapısı Türkiye olan ender oyuncularından Abdullah eşlik edecektir tahmine göre.

Hücum hattında bu akşam Ali Bilgin, Moritz, Mehmet Eren, Ömer Şişmanoğlu arasından 3 oyuncuyu tercih edecektir bu akşam Şota. Kulübede oturacak olan isim Moritz ve Ali Bilgin'den biri olacak muhtemelen, bana göre de bu isim Moritz olur büyük ihtimal.
Şota elindeki kozlarının hepsini birden sahaya sürmek istemeyebilir.

Kayseri'nin muhtemel 11'i:

Football Fans Know Better

25 Kasım, 2010

FC Valencia:6 Bursasporumuz:1



Sonuç biraz ağır oldu ama genel hatlarıyla maç beklediğim seyirde geçti. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur derler yaa, bizimkisi Salıdan hatta Pazartesiden belliydi.
O yüzden çok fazla kızamıyoruz kimseye..
Ne futbolculara..
Ne de Ertuğrul Hocamıza..

Maçtan önceki yazımda belirttiğim gibi 5'li defansla ya da orta alanda daha fazla defansif yönü kuvvetli olan adamları tercih ederek sahaya çıksak sonuç değişir miydi?
6 yemezdik de 2 yerdik 3 yerdik belki.
Ama yine de farkeden pek bir şey olmazdı.

Sercan o golü atsa, Ömer penaltı pozisyonundaki müdahalesinde biraz daha dikkatli olsa..
Diye sorgulamaya başlarsak da bu işin sonu  "Halamın şeyi olsa..." ile başlayan cümlelere kadar gider..
O yüzden gerek yok yani çok fazla ahlayıp vahlamaya..
Geçmiş bitmiş..

"X" sıçtı "Y" altını pisledi diye futbolculara sallayanları da anlamıyorum..
Kim iyiydi ki arkadaş?
Gördük işte ilk maçın sonunda ben dahil hepimiz bok attık hocaya..

Yok Stepanov'dan bir cacık olmazmış..
Nunez'in o göbekle Şampiyonlar liginde işi neymiş..
Hüseyin Şampiyonlar ligine göre fazla yavaşmış..
Hoca Ozan ısrarı ile takıma ihanet ediyormuş..

Ee dün akşam ilk maçın sonunda tüm ihaleyi üstlerine bıraktığımız bu 4 adamlardan hiçbiri adımlarını atmadılar sahaya.
Yerlerine niye oyna(tıl)madıkları için kıyametleri kopardığımız İbrahim, Sercan, Turgay vardı..
Onlar naptılar?
Çok şey mi değişti sanki?

O zaman 4 yiyip gol atamamıştık, dün gol attık ama bu sefer de 6 yedik..

Yani işin özü şu ki iş "bireysellik"ten falan geçmiyor. Takım olarak kalitenin hep birlikte yükseltilmesi gerekiyor..
Yavaş yavaş, olgunlaşa olgunlaşa büyümek gerek.

Onun için de bu takıma köstek değil destek olmak gerek..
Cumartesi günü Özlüce'yi bayram yerine çevirip sadece iyi günde değil kötü günde de onların yanında olduğumuzu başta Ertuğrul hocamız olmak üzere tüm takıma hissettirmek gerek..


24 Kasım, 2010

ŞL Rakibimiz: FC Valencia

Bu akşama dair çok fazla umudum yok açıkçası..
İlk maçta canlı canlı şahit olduk ki adamlar bize bayağı fazlalar..

Heyecanı atlatmakla, 3 maçlık tecrübeyle falan da kapanacak kadar küçük bir fark yok iki takım arasında.
Renktaşlarımız kızacaklar belki ama bu böyle yani..
Kendimize bunu itiraf etmezsek bir arpa boyu yol katedemeyiz.
Ben kendimi bildim bileli Valencia hep Valencia.
Bir sene olmazsa diğer sene illa ki Şampiyonlar ligindeler.
Her zaman da ses getiriyorlar.

Biz ise daha 5 sene önce 2.liglerde mücadele ediyorduk.
Bu Şampiyonlar liginde oynayan takımın ise sadece 2 yıllık bir geçmişi var. Ertuğrul Sağlam'dan öncesini hiç hesaba katmak bilgi kirliliğinden başka hiç bir işe yaramaz.

Ertuğrul Hocamızı bilmem ama şahsım olarak oynadığımız 4 maç sonunda şuna kanaat getirdim ki biz bu takımlarla kafa kafaya oynamamız için  çoookk fırın ekmek yememiz gerekiyor.

Bizim "Çanakkale Geçilmez"i oynamaktan başkası paklamayacak.
Bunun için de öncelikle 5'li savunmaya geçmemiz gerekiyor.

Bunda utanılacak bir şey yok.
Rangers, Rubin Kazan hep böyle oynayarak puanları topladılar.
Hatta Valencia bile hafta sonu Villareal'e karşı yine 5'li defans bloğu ile mücadele etti.
Biz niye denemiyoruz ki bunu.
Kaybedecek pek bir şeyimiz kalmadı netice olarak.

Benim bu akşamki 11'im şu şekilde olurdu.


Milan Stepanov'un yeterliliği kafalarda soru işaretleri yaratsa da hiç tartışmasız savunma rotasyonumuzun ayakları en iyi olan ismi.

O yüzden de eğer 5'li savunma deneyeceksek Stepanov'a da liberoluk görevi verilebilir. Öncelikli görevi İbrahim ve Ömer'e eşlik etmek olur, pozisyonuna, oyunun gidişatına göre de savunma hattı ile orta saha arasında köprü görevi görebilir, başka bir deyişle Svensson'a yardım eder duruma göre..

Öndeki 3'lü de devamlı birbirleri arasında yer değiştirirler.
Ama onların da öncelikli görevi savunma yapmak olur.
Rakibi yarı alanımıza girmesine izin vermeden öldürücü  pres ile geri püskürtmenin kendileri için gol atmaktan daha önce yapmaları gereken iş olduğu bilinci kafalarına kazınır.

Tabi çok fazla faza gelip Volkan'ın ilk maçta yaptığı gibi kaleciye kadar basmanın ne kadar gereksiz olduğu, hem takımın sahadaki yayılışına zarar verdiği hem de enerjisini boşu boşuna harcamaktan başka hiç bir işe yaramadığı görüntülü olarak ilk maçtan örnekler vererek anlatılır.

Takımın saha içi dizilişi de 5-4-1'den 4-5-1'e hatta kanat oyuncularımızı biraz öne çıkararak 4-3-3'e bile döndürebilir.
Söylemesi kolay tabi bunları ama ilk defa uygulamak biraz sancılı olacaktır.
En nihayetinde yapay zekalara karşı oyun oynamıyoruz.

Çılgın herifin biri gelir 35 metreden kimsenin beklemediği bir anda yazar golü senin tüm planların suya düşer.

Ya da en güvendiğim 3 adam aynı anda uyku moduna geçer, elin oğlu bunu affetmez yine her şey altüst olur.

Sen pozisyon yakalarsın atamazsın, senin futbolcun en iyi oynadığı maçta amatör futbolcunun yapmayacağı bir hata ile topu kaptırır, sen ne olup bittiğini anlayana kadar o topu kalenden çıkarmak zorunda kalırsın.

Tüm bunlar başımıza gelmedi mi geçtiğimiz maçlarda?..Geldi..
O yüzden de sözü fazla uzatarak hayal alemine dalmak gereksiz.
Hem çok fazla bu tarz yazılar yazınca kendimi Ertuğrul Sağlam'a karşı nankörlük yapıyormuş gibi hissediyorum.
Bizim yaşımızdan daha fazla futbol geçmişi olan bir adama ders verecek değiliz.
Hocam her şeyin en en iyisini bilir diyerek onun bu akşam sahaya süreceğini tahmin ettiğimiz 11'i paylaşarak bitirelim yazıyı..

Uzaklarda olsan da biz hep seninleyiz Bursasporum..
Allah Utandırmasın!

21 Kasım, 2010

Manisaspor:0 Bursasporumuz:2

Güzel bir maç oldu. Galibiyet beklediğimizden çok daha kolay geldi..

Turgay'ın 2 kez üst üste ofsayt nedeniyle sayılmayan golleri akıllarda ister istemez soru işaretleri oluşmasına neden oldu..

Hele o İbrahim'in İvankov'a verdiği geri pas gol olsa işimiz zorlaşabilirdi..

Manisa çok değişik bir takım..Hatlar arası mesafeyi Kasımpaşa'yla birlikte en uzun tutan takımı zaten ligin..Yiğit İncedemir'in yerine oynayan Semavi bekleneni veremeyince iyice düştüler ortasahadan..
Tabi oradaki Svensson etkisini de unutmamak gerek..

Görev aldığı her maçta olduğu gibi dün de kendisine hayran bırakmayı başardı.
Topu alışıyla, baskı altındaki soğukkanlılığıya ben farkılıyım diye bangır bangır bağırıyor herif..
İlk geldiği gün Hüseyin-Kirita karışımı özellikleri var, tam aradığımız isim diye yazmıştım buarada, beni yanıltmadığı için sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum kendisine..
Ligde oynadığı taktirde farkını her geçen gün daha da hissettirecektir bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Kendisini takıma kim kazandırdıysa gidip yakasına yapışmamız, o coğrafyadan bir de "sağ bek" siparişi vermemiz gerekiyor şimdiden.

O bölgede Ali'nin yerine oynayan Keçeli çok istekliydi ama bir yere kadar işte. dün daha önce görev aldığı maçlardan farklı olarak genelde sol ayağını kullandı cezasahasına orta yaparken, böyle olunca da Trabzonspor maçına göre daha derli toplu göründü. En azından çok fazla top öldürmedi orada.

Savunmanın solundaki Vederson hakkında da bir şeyler yazmak istemiyorum..Ben belki de art niyetli izliyorum herifi ama çok fazla gözüme batıyor.

Tandemimizdeki Ömer-İbrahim ikilisi Makukula'ya karşı çok fazla ikili mücadeleye girmeden bir adım geriden takip ettiler ve bence de en doğrusunu yaptılar. Fiziki mücadeleye girmeden herifi pasifize etmeyi başardılar.


Ergiç yanında Batalla ve Svensson gibi ona ayak uydurabilcek adamlar oynayınca performansını daha da üst seviyeye çekebiliyor. Dün bunu bir kez daha gördük.

Sağ kanattaki İsmail'i herkes çok beğenmiş ama ben umudumu yitirmeye başlıyorum bu adamdan. Hep aynı çalımları atmaya çalışıyor, futbolu ezbere oynuyor..
Yaşıtlarına karşı tamam da süperligin onu daha fazla ciddiye alan beklerine karşı sadece çabukluk fayda etmeyebilir.
Ozan İpek Trabzonspor maçı ile birlikte arka direkte pozisyon bulmaya tekrar başladı, 1-2 maç sonra farkını hissettirmeye başlayacaktır. Ondan faydalanacağımız çok maç var önümüzde.

Batalla'yı anlatmaya gerek yok.
Oynadıkça ben varım diyor adeta.
Takımın tartışmasız tek lideri.
Maçın sonlarında Kalabane'den kaptığı top oyuncunun geldiği seviyenin en büyük göstergesi.

Turgay da santrafor oynadığı zaman ne kadar etkili olabilceğini bir kez daha gösterdi dosta düşmana. Ofsaytlara biraz daha dikkat etmesi gerekiyor sadece. Fenerbahçe maçında olduğu gibi bu maçta da buz gibi golleri ofsayt nedeniyle sayılmadı. Buz gibi derken pozisyonlar çok açık ofsayt, buna itirazımız yok.

Netice olarak Trabzon'un Kayseri'nin puan kaybettiği haftada galip gelmek ilerisi için çok iyi oldu. Fenerbahçe yarın rahat kazanacaktır. Ama bizim haftaya içeride Kayseri'yi muhakkak baş aşağı etmemiz gerekiyor.
Buna da inancımız sonsuz..

19 Kasım, 2010

13. Hafta Rakibimiz: Manisaspor



Takımın başına Hikmet Karaman'ın gelmesiyle büyük bir ivme kazandı Manisaspor..
Trabzon'u Trabzon'da Beşiktaş'ı İnönü'de  Galatasaray'ı da Ali Sami Yen'de yendiler..

Kolay değil yani bu işler..
Biz geçen yıl şampiyon olduğumuzda bile bu 3 takıma böyle ezici bir üstünlük kuramamıştık..

Yarın bizim işimiz de "Tarzanlar" pek kolay olmayacağa benziyor. Bizde Volkan Şen cezalı, Ali Tandoğan sakat, Sercan riske edilmeyecekmiş.

Manisa'da ise hafta içinde milli takımın havasını teneffüs etmiş olan defansif orta alan oyuncusu Yiğit İncedemir cezası, ha oldu ha olacak derken 3 yıldır taş taş üstüne koyamamamış olan Nizamettin Çalışkan sakatlığı dolayısıyla yarın takımdaki yerlerini alamayacaklar..

Takımın 1.kalecisi İlker Galatasaray maçını tamamlayamamıştı ama yarın oynayacak durumdaymış herhalde. Kendisini pek beğenmem.
Hatta Manisa'nın en zayıf halkasıdır bana göre..
2.kaleci Recep Biler ise ülkenin pozisyonunda en umut vadedilen isimlerinden biriyken Daum'un psikolojisini alt üst ettiği kalecilerden..

Kaderi Fevzi Tuncay ile büyük benzerlikler gösteriyor..Hatta Fevzi de geçen yılki 2 maçlık Diyarbakır macerasını saymazsak son Süperlig'de en son Manisa forması giymişti..
Takımın dörtlü savunmasının sağında Ömer Aysan, solunda ise Yiğit gibi hafta içinde milli takım havası almış olan Eren Aydın değerlendirilecek muhtemelen..
Eren'i her zaman beğendiğimi söyler dururdum yıllardır, sonunda birileri farketti herifi de milli takım havuzuna dahil edildi..

5.5 milyonluk İsmail'den de "Balta" Hakan'dan da o formayı daha iyi taşıyacağından şüphem yok.
Eren'in yedeği olarak da Momha var kadroda. O da çok çabuk bir oyuncu, hücumda iyi işlere imza atsa da savunması lig standartlarına göre yetersiz.

Savunmanın ortasına da iki konsantrasyonu, hamle zamanlaması felaket Burak-Hüseyin ikilisinin yerine iki atletik Dixon-Kalabane ikilisi tercih edilmeye başlamasıyla da takımın şaha kalkması aynı zamana tekabül ediyor..
Hikmet Karaman'ın verdiği en doğru karar kuşkusuz bu oldu.

Savunmanın önünde kullanılan iki defansif orta alan oyuncusu tercihi Yiğit İncedemir-Mehmet Güven'dan yana kullanılıyor yine Hikmet Hocanın geldiğinden beri. Yarın Yiğit'in yokluğunda ise muhtemelen takımın sağ bek yedeği olarak kullanılan Trabzonspor'dan da tanıdığımız Ferhat Çökmüş monte edilir Mehmet'in yanına.Bir de Kocaeli ve Ankaragücü'nden tanıdığımız Semavi Özgür alternatifi de mevcut Hikmet Karaman'ın elinde. Buca'dan alınan Bekir ise Hikmet Karaman geldiğinden beri forma yüzü görmedi, kendisine güvenilse

Hücumcu orta üçlüde ise İsaac, Murat Erdoğan, Simpson kullanılıyor. Murat Erdoğan kondüsyonun yettiği kadar takıma maestroluk yapmaya çalışıyor. İsaac çabukluğuyla, Simpson da driblig yeteneği ile rakip savunmaların dengesini bozmak için çabalıyorlar..
Dica, Gökhan Emreciksin, Yiğit İsmail Gökoğlan gibi Süperligdeki çoğu takımda çok rahat oynayabilcek isimler ancak rotasyonda kendilerine yer bulabiliyorlar takımda..

En önde tek santrafor olarak geçen yıl ki gol kralımız Makukula mücadele ediyor. Onun yedeği ise Kahe..Ergin Keleş ve Adem Büyük gibi Bank Asya golcüleri ise A2 takımdan terfi edemediler henüz.

Görüldüğü gibi oldukça zengin bir kadrosu var Manisa'nın..
Sezon başında ligin süpriz adaylarımın başında geliyorlardı zaten..
Ama en büyük eksikleri öndeki hücumcu oyuncularının hiç birinin savunmasının orta seviyede bile olmaması.

Mesela Makukula sezon başında bize de önerilmiş ama Ertuğrul hoca takımın oyun anlayışına uygun olmadığı için reddetmiş bu teklifi.
Bana çok fazla inandırıcı gelmedi olay ama Valla yönetici abilerimizin birinin yalancısıyım.
Tamam Makukula bu ligde her takımda iş yapar, ölüsü bile 10-15 arası gol atar ama bu adamı takı oyununa dahil etmek gerçekten çok zor.

Makukula bizim gibi kaos futbolunun egemen olduğu liglerde kraldır ama iş takım oyununa gelince bu adamdan bir şey bekleyemezsin.Canı istediği zaman pres yapar, gerekli gereksiz fauller yapar, rakip stoperi gözüne kestirdiyse her pozisyonda kafa kola alır adamı..Hakemin de gözlerinde sorun varsa rakip stoperle olan ilişkileri Smack Down şovuna bile dönebilir.

Aynı şeyleri Kayseri'deki maçta bizim Ömer'e yaptı çünkü, orda gözlerimle bizzat şahit oldum o şova..Resmen dalga geçti herif bizim kaptanla. Tamam boy olarak aynılar ama Ömer 85 kilo, Makukula 105. Ama herifte yağ mağ da yok, alayı kas.

O yüzden bizim kaptanın da çok fazla yapacak birşeyi kalmıyor bu aygır karşısında.
Geçtiğimiz sezonun ikinci maçında İbrahim kendisini çok iyi kontrol etmişti, yarın da Ertuğrul hoca Stepanov'a falan vermez inşallah o görevi.
Yoksa orda da sonumuz pek iç açıcı olmayabilir. İbrahim ne olursa olsun, çok çabuk ve atletik bir oyuncu..Makukula'nın vücut darbesiyle sallansa bile yıkılmaz kolay kolay. İkinci hamleyi de yapabilir, Ömer gibi kucağında kaybolup gitmez yani kolay kolay.

Manisa'nın muhtemel 11'i:


Football Fans Know Better

16 Kasım, 2010

Bursasporumuz:0 Trabzonspor:2




Mağlubiyet normaldir..

Adamlar sonuna kadar hakederek kazandılar..

Helali hoş olsun o 3 puan..

Bursaya kimler geldi kimler gitti ama ben ilk defa bu kadar yavşak bir taraftar grubu ile karşılaştım..

Oysa maçtan önce onlara gösterilen hoşgörü kimseye gösterilmedi Bursa'da..

Dışarıda kuruklarını bacaklarının arasına alarak sünepe sünepe gezenler içeriye girer girmez küfüre başladılar ya..

Çok ilginç gerçekten..

Bunlarda beyin olmadığını biliyordum da bu kadar şerefsiz olabilceklerine ihtimal vermiyordum..

Trabzon'dan Bursa'ya kadar kış günü camları kırık otobüsle 15 saat yolculuk etmiş biri olarak geçen sezonun sonunda bir daha bu takıma küfür etmeyecem diye ettiğim yemini de bozdurdular ya Allah hepsinin belasını versin..

Her şeyin en kötüsünü hakediyorlar diyorum, başka da söze gerek yok..

13 Kasım, 2010

12. Hafta Rakibimiz: Trabzonspor



Anadolu devrimini gerçekleştirilmiş iki takımın mücadelesine tanık olacağız bugün..

Son haftalarda oyun olarak olmasa da istediği sonuçları alamamasıyla duraklama dönemine giren Bursasporum'la son haftaların formda ekibi ve ligin yeni lideri Trabzonspor karşı karşıya gelecek..

En başta Şenol Güneş hocamız olmak üzere Anadolu'nun "Onur"lu çocuklarını alkışlamak için de sabırsızlanıyorum..

Her ne kadar taraftarlarının gerek gündelik hayatta gerekse sanal platformlardaki tutumlarını pek tasvip etmesem de o futbolcular büyük bir alkışı hakediyorlar..
En azından ben öyle düşünüyorum..

Bugünki maça gelecek olursak hiç kuşku yok ki daha formda olan Trabzonspor gerçeğini göz ardı etmememiz gerekir..

Ligin üç büyük "bütçeli" takımını da yenerek liderlik koltuğuna oturmalarının da etkisiyle özgüvenleri tavan yapmış durumda..

Dün açıklanan milli kadroda da Engin Baytar, Burak Yılmaz, Umut Bulut gibi takımın öndeki 4'lü hücum hattının JaJa dışındaki yerli oyuncularının alınmış olması özgüvenin iyice sınırları zorlayıp ayakları yerden keseceğini tahmin ediyorum..

Şenol Güneş bu özgüvenin rehavete dönüşmesi hususunda takınacağı tavır ve takım üzerinde oluşturacağı psikolojik etki ise teknik taktik konuların da önüne geçerek onların geleceklerinin belirlenmesinde 1 numaralı kıstas olacaktır.
Bana göre.

Kaleci Onur'un [milli takım + transfer dedikosu = form düşüklüğü] örneği de gözümüze bu kadar sokulmuşken Burak, Umut, Engin gibi oyuncular için de benzer senaryolar yazmak çok da zor değil..

Savunmanın sağında bugün göreceğimiz Serkan'ın ise milli takıma alınması için daha ne yapması gerektiğini çok merak ediyorum..Ligin belki de form düzeyi en üst seviyedeki oyuncusudur şuan..

Hala o bölgede Sabri için neden bu kadar ısrar ediliyor anlamış değilim..


Savunmanın solunda oynaması muhtemel Cale'den her ne kadar çoğu Trabzonspor taraftarı memnun olmasa da ligin ortalama üstü sol kanat savunucularından o da..
Zaman zaman hücuma çıktığında geri dönüşleri Serkan kadar çabuk olmayabiliyor..
Arkasını Volkan Şen iyi kullanırsa maçın ibresinin bize doğru dönmesi kolaylaşır..

Volkan'ın final pas tercihleri de önemli tabi..Bizim sol kanadımızda oynamasını beklediğim Ozan İpek'i arka direkte topla buluşturarak çok rahat gole ulaşabiliriz diye tahmin ediyorum..

Rakibin savunma göbeğinde de iki cengaver Giray-Egemen ikilisi tercih edilecek muhtemelen..
Hala kademe hataları yapıyor bu ikili..
O yüzden de önde Sercan-Turgay ikilisini beraber kullanmamız rakibin dengesini bozmamızı kolaylaştırcağını tahmin ediyorum..

Savunmanın önünde merkez orta saha görevini Selçuk, onun yardımcısı rolünde de Colman tercih ediliyor son haftalarda..
Arjantinli oyuncunun bir sakatlığı vardı ama son durumunu bilmiyorum..
O oynamazsa da ilk tercih Ceyhun olacaktır..Bu oyuncunun şutlarına dikkat..

Ortasahadaki bu ikilinin önünde ise tercih edilmesi muhtemel Burak-Engin-Jaja isimlerinin üçünün birden atletik oyunculardan kurulmuş olması son haftalardaki çıkışın temel taşı..
Takım savunmasına verdikleri katkı da göz ardı edilemeyecek cinsten..

En uçta ise Teofilo'nun kaçmasıyla Umut Bulut'tan başka tek başına oynayabilecek adam kalmadı gibi..
Umut iyi hoş da gol kaçırmaya başladım mı otomatiğe takıyor herif..Hele bir Umut kaçırmaya başlasın da ondan sonra görelim biz Trabzon'u..

Bundan önce her hızlı santraforun olduğu gibi Umut'un da İbrahim karşısında eriyip gideceğini izlemek için sabırsızlanıyorum..
(Biz böyle dedik ya hat trick yapar herif)

Neyse çok fazla uzatmaya gerek yok, maç saati yaklaşıyor..
Emaneti Trabzon'dan geri almak gerek..

10 Kasım, 2010

Kupada Rakip: Kırıkhanspor


Kupanın tek 3.lig temsilcisi olan Kırıkhanspor'u Bursa'da ağırlayacağız. Rakip tam anlamıyla kapalı kutu. Resmi siteleri haricinde kulüple ilgili herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün değil.

Dün akşam zaman ayırıp takım kadrosundaki oyuncuları TFF'den tek tek inceleme fırsatım oldu. Eski İnegölspor'lu Alaattin Öztekin haricinde hiç bir futbolcunun ismini duymuşluğum yok. Ama takımın 6 futbolcusu daha önce Bursa'nın profesyonel kulüplerinde oynamış, dolayısıyla şehre pek yabancı sayılmazlar.

Bunlardan ilçede takımın en popüler futbolcusu olduğunu öğrendiğim Ümit Mutlu için rakibin en tehlikeli silahı yakıştırması yapılıyor.
Kırıkhan'da kendisini herkes "Ronaldinho" diye çağırıyormuş. Bu sezon ligde attığı 4 golle de takımın en gölcü futbolcusu konumunda.

Yedek kalecileri Bekir Küçükertaş da Fenerbahçe alt yapısından yetişme. Adamı yolda görsem tanımam ama FM serilerinden birinde Bursaspor forması giydirmişliğim var.

Sağ bek oynayan Osman Şimşek ise Gaziantepspor alt yapısından yetişme ve 37 kez milli takımın çeşitli kategorilerinde oynamışlığı bulunuyor.

Kiralık olarak formasını giydiği İnegölspor'da Allattin Öztekin'e tapıyorlardı 3 yıl önce ama herif 3.ligde bile yedek kalıyor çoğu zaman. Fiziğini geliştirememiştir muhtemelen, yoksa kumaş vardı yani Alaattin'de. Onun kadar son vuruşu olmayan o kadar çok santrafor var ki Süperligde. En başta bizim Sercan.

Başka da rakip ile ilgili yazabilecek bir şeyimiz yok gibi duruyor.


TRT'ye Saygılar..

Maçı da izleyemeyeceğiz.
Türkiye'nin televizyonu TRT ligin son şampiyonunu görmezden gelmeye devam ediyor..
Gerçekten trajikomik bir durum.

Sonra biz kendilerine (T)araflı (R)adyo (T)elevizyon diyince kızıyorlar.

Bizim maçın canlı yayınlanmamalarını geçtim dün akşam Ankaragücü'ne bu ülkenin takımı değilmiş gibi yaklaşmaları, maç içi yorumlarında hep Fenerbahçe özelinden fikir beyan etmeleri ise başlı başına bir olay zaten. Biz tepki göstermeye bıktık ama heriflerin umrunda bile değil.

Dün akşam şu yorumlar çok dikkatimi çekti:

Maçın başında Fenerbahçeli Semih'in golünden sonra;
TRT Yorumcusu: "Fenerbahçe çok güzel bir gol attı."

İkinci yarıda aynı golün benzerini Ankaragücü atınca:
TRT Yorumcusu: "İşte Türk Futbolunun en büyük zaafı duran toplar. Adam paylaşımlarını yapamıyoruz."

Yorumlara gel..
Aynı golü Fenerbahçe atınca güzel oluyor, Ankaragücü atınca "zaaf" mı oluyor?

Gavur takımı mı lan bu Ankaragücü?

07 Kasım, 2010

Antalyaspor: 2 Bursasporumuz:2


Her yönüyle keyifsiz bir gündü bizim için..Çok rahat kazanabileceğimiz deplasmandan 2 puan kaybederek dönmemizi geçtim Ali Tandoğan'ın sakatlığı hiç iyi olmadı..
Gerçi hayati tehlikeyi atlattığı yönünde gelen açıklamalar içimize biraz su serpti ama sakatlığın vücudun en önemli bölgesinde olduğunu düşününce de  içi ürperiyor insanın.

Antalya harbiden uğursuz deplasman..
Bizim Eser'imiz de en formda olduğu zamanda, milli takıma çağrılma haberini aldığı günün hemen ertesinde "Piskopat Şenol" tarafından burada sakatlanarak futboldan uzunca bir süre uzak kalmıştı. Sonra düzeldi tabi ama üzerindeki o ürkekliği atamadığı için  bir daha asla sakatlıktan önceki Eser olamadı..

Maça dönecek olursak Manchster 11'den Ömer, Vederson, Svensson, Ergiç, Volkan, Sercan olmak üzere tam 6 futbolcudan eksik başladık maça. Millet iki oyuncusu olmadığında çıakrdığı yaygara ile ülkeyi ayağa kaldırıyor, biz ise 6-7 oyuncudan eksik çıkıyoruz sahaya, gıkımzı çıkarmıyoruz.

Kalemizde golü beklemediğimiz bir anda görünce anlamsız bir panik havası oluştu takımda..
Tam ilk yarı bari böyle bitsin de Ertuğrul hocam devre arasında ne de olsa alır bu maçı dediğimiz dakikalarda Antalya'nın Kerem'in ayağından golü bulması işimizin sandığımız kadar olmayacağının sinyalini çatı alt alttan.

İkinci yarıya herkesin beklediği Sercan'ın yerine Kirita-Hüseyin değişikliği ile başlamamız orta sahaya can verdi. Antalya'nın Kasap Sedat'ına karşı da Piskopat Kirita'yla mücadele edilebilirdi zaten. Çok güzel zamanlarda golleri bularak muhteşem bir gerdi dönüşle beraberliği sağladık.
Tam da Antalya'nın gaza gelip savunmasını ileriye çıkardığı dakikalarda Ertuğrul Sağlam Sercan kozunu kullanmak üzereyken bizim piskopatım çok ağır bir kararla oyun dışı kalmasıyla 1 puana şükretmemiz gerektiğini anlamamız aynı dakikada oldu. Sercan kulübeye geri çağrılarak Bekir Ozan orta sahanın ortasında monte edildi..
Sonra da oyun rölantiye döndü zaten.

En başta dediğimiz gibi maç her şeyiyle keyifsiz geçtiğinden insanın da yazacak bir şey gelmiyor içinden.
Her ne kadar mağlubiyet yüzü görmemiş olsak da son 5 lig maçında sadece 1 galibiyet alabildiğimiz gerçeğini ve çalmakta olan tehlike çanlarına kulak vermemizin zamanının geldiğini hatırlatarak bitirelim.

06 Kasım, 2010

11. Hafta Rakibimiz: M.P. Antalyaspor

Sezon başındaki süpriz düşme adaylarımdan biriydi benim Antalyaspor..Kolay değil savunma ve orta alan oyuncularını alternatifleri ile beraber değiştirmek..

Ligin ilk maçında Fenerbahçe karşısında aldıkları ağır mağlubiyeti geçtim, ortaya koydukları futbolla mahalle kahvesinden toplanmış 11 adam görüntüsü veriyorken bu günlerde "taş gibi takım" diye bahsediliyor onlardan..
Mehmet Özdilek büyük bir iş başardı gerçekten.
Öldü diye bir kenara atılmış adamlarla can veriyor takıma.
Kendisini taktir etmemek elde değil.

Bizim Yenal'ı da adam ederse ilk gördüğüm yerde gidip öpecem Mehmet Hocanın ellerini. Gerçi 10 haftalık süreçte pek ilerisi için ışık verdiği söylenemez bu oyuncunun ama yine de belli olmaz..Geçtiğimiz yıl herkes kendisinden umudu kesmişken bir Fenerbahçe maçıyla kaptı formayı, 5 maç 11 oynadıktan sonra "ben oldum" havalarına girince basit bir adele sakatlığı yüzünden ilk yarıyı kapattı bizim bu Yenal efendi..İkinci yarının başlamasıyla Türkiye kupası maçlarından dolayı rotasyonda şans buldu zaman zaman..Ama en son Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 2-0'dan 2-3 devirdiğimiz maçın ilk yarısındaki performansından sonra bir daha formanın "f"sini göremedi..Yani ne yaptıysa yine kendine yaptı bu adam..

Antalya'nın kalesinde sakatlıktan sonra formayı tekrar sırtına geçiren ve iyi maçlar çıkaran Ömer Çatkıç oynayacak..Ve her zaman olduğu gibi de zaman öldürme beyinsizliğine başvurup bol bol küfür yiyecek tüm futbol izleyicilerinden..Bari  golü erken bulsak da futbol izleme zevkinden mahrum kalmasak..

Savunma 4'lüsünün sağında sezon başında ismi yerel basında bizimle de anılan, kendisini Konya ve Gaziantep performanslarıyla tanıdığımız Erkan Sekman kullanılacak muhtemelen. Futbola orta saha olarak başlaması en büyük avantajı. Ligin ayakları iyi olmasının yanında isabetli ortalar da yapabilen ender beklerinden diyebiliriz onun için.

Savunmanın solunda oynaması muhtemel Yenal Tuncer'i çok fazla anlatmaya gerek yok zaten. Volkan Şen'in yokluğunda karşısında oynayacak olan isim bu adamı zorlamazsa hayatının topunu oynayabilir yarın. İsmail Haktan da götürülmemiş bildiğim kadarıyla Antalya'ya. Turgay ve Steinert ikilisinden biri tercih edilecektir muhtemelen. Steinert'in kendisini göstermesi için Yenal'dan daha uygun bir bek oyuncusu bulamaz herhalde bu ligde. Ama o kanatta Steinert'in mi Turgay'ın mı kullanılacağını Sercan'ın sağlık durumu belirleyecektir tahminime göre..Sercan maça yetişmezse iki hücum silahını birden 11'e koymaz hayatta benim tanıdığım Ertuğrul Sağlam. İlla yanında o bölge için bir alternatif oyuncu oturtur kulübede.

Tandemde ise takımın tek alt yapı ürünü futbolcusu genç Musa Nizam'ın yanında cezalı Radeljiç'in yokluğunda eski oyuncumuz Tuna Üzümcü tercih edilir tahminime göre..Bu oyuncunun bizim maça özel olarak ekstra motivasyonla sahaya çıkma ihtimalinden yararlanmak isteyeceklerdir..Tuna hazır değilse de Fenerbahçe'de daha çok orta alanda görmeye alıştığımız Deniz Barış da değerlendirilebilir.

Geçen yıl 4-2-4'e yakın "çılgın" bir sistemle takımını sahaya süren Şifo Mehmet, bu yıl orta alanda 3 oyuncu kullanıp, savunma güvenliğini daha fazla önemseyen bir anlayışı tercih ediyor.
Göbekte ligin hatırı sayılır "kasap"larından Sedat'ı kullanıp ona yardımcı olması için Kerem Şeras ve Uğur İnceman ikilisini görevlendiriyor. Kerem her ne kadar Gençlerbirliği'nde bekleneni veremese de ligin en formda orta alan oyuncularından diyebiliriz onun için, attığı ve attırdığı gollerin yanında ortaya koyduğu performansla da takıma büyük katkı koyuyor.
Uğur İnceman ise henüz beklenilen seviyeye ulaşmış değil. Ama yine de takımın hücum organizasyonlarında maestro görevini bu oyuncu üstleniyor.

3'lü hücum hattı ise Necati'nin yokluğunda Tita-Ali Zitouni-Dijehoua isimlerinden oluşacaktır. Bu üç oyuncunun da pres özelliğinin olması işimizi zorlaştıran temel etkenlerin başında geliyor.

Ama bana göre maçın kaderini geçen yıl oynanan ilk maçta olduğu gibi yine duran toplar belirleyecek. Galatasaray maçında bu hususta defansif anlamda büyük problemleri gözlemlenen Antalyaspor takımını dersine ne kadar çalışmış hep beraber göreceğiz.
Mantığım maçın tam anlamıyla beraberlik koktuğu söylese de burdan 3 puanla Bursa'ya dönmek Trabzon ve Kayseri maçlarından önce çok önemli bizim için.

04 Kasım, 2010

Fark Var..





Ömer Erdoğan: "Son Vuruşları Yapamadık"




Turgay Bahadır: "Çok Basit Goller Yedik"





Muhabir: "Bugün Sahanın En İyi İsimlerinden Biriydin"

İvan Ergiç: "Takım olarak ilk yarı iyidik ama ikinci yarıda kötüydük. İlk golde de defansif hata yaptım."



***



Görüldüğü gibi her ne kadar iyi niyetlerinden şüphemiz olmasa da Ömer Erdoğan ve Turgay Bahadır maç sonu röportajlarında farkında olmadan birbirlerini eleştiriyorlar ama İvan Ergiç kendisine övgü dolu sözlerle yaklaşan muhabire öz eleştiri yaparak karşılık veriyor..

Burda Kaptan ve Turgay'ı  yermek ya da hedef göstermek gibi bir amacım yok ama bir kez daha görülüyor ki İvan Ergiç'ten öğrenecek çok şeyimiz var..

03 Kasım, 2010

Bursasporumuz:0 Manu:3


Fenerbahçe maçından sonra bir dramatik kaybı da Manchester karşısında yaşadık..
İnsanın bunu yazarken bile tüyleri diken diken oluyor..
Manchester United'a yenildiğimiz için kahrolmak çok güzel bir duyguymuş be..
Hani "tarifi olmayan duygular"dan bahsederler yaa..
Bu duygu da anlatılamıyor bir türlü..

5 sene öncesine kadar bu stadda Mardinler Mersinler oynarken şimdi Manchester oynuyor..
Vay arkadaş..
Olaya bak..
Parayla pulla olmuş bir iş değil yani bu..Bu futbolcular tırnaklarıyla kazıya kazıya geldiler buraya..
O yüzden de kimsenin "vay efendim sen o golü nasıl kaçırırsın deme hakkı yok"..
Millet idrak edemiyor ama karşımızdaki rakip Manchester United..
Ben ismini zikrederken bile elim ayağıma dolanıyor..
Boru değil yani..

Maça gelince söylenecek çok fazla şey var aslında ama nerden başlayacağıma karar veremiyorum bir türlü..

Ama öncelikle belirtmek isterim ki bizim takım Şampiyonların Ligine daha yeni yeni alışmaya başlıyor..İlk defa 4.maçta "Bursaspor" gibi oynadık  diyebiliriz..
Mesela 15 gün önceki Old Trafford'daki "Bursaspor" ile dün akşamki "Bursaspor" arasında çookkk büyük fark var..

İkinci olarak da Manchester United takımının iki kulvarda bize karşı kurduğu büyük üstünlük iki takım arasındaki skor farkının bu kadar açık olmasının başlıca nedeni oldu..

Bunlardan birincisi topsuz oyun..
TV başında değil de bu canlı izlenen maçlarda daha çok net görebiliyor insan bu konuda ne kadar geride olduğumuzu..

İkincisi ise futbolcular arasındaki güç farkı.
Güç diyince başka bir şey gelmesin aklımıza bildiğimiz fiziksel güç.
Hep "Türk"ün "Gücü"yle övünür dururuz ama dün akşam çok net bir şekilde anladım ki biz kendimizi kandırıyoruz..
Maç esnasında bir pozisyondan sonra biz savaşta nasıl yenmişiz arkadaş bu adamları diye de çemkirdim bir ara..Herifler her bastıkları topu aldılar, bire bir gücün fark yaratacağı mücadelelerin de hepsini kazandılar..
Çok trajikomik bir durum bu..
Tamam İngilizler futbol konusunda bizden çok ileride olabilirler, kabulumuzdür ama bizim onlardan daha güçsüz olmamızın kesinlikle tembelikten başka bir izahı olamaz..

En basitinden rakibin 20 yaşındaki stoperi Smalling ile bizim savunmamızın ortasında oynayan Ömer-İbrahim ikilisini bir kafese kapatsak bu genç adam bizim iki Türk'ü çatır çatır yer..
Gözlerinin yaşına bile bakmaz..
Keza Sercan-Volkan ikisinin Obertan karşısında esamesi bile okunmaz..
Kaçacak delik arar bizimkiler.

Bakın burda yetenek farkından bahsetmiyorum..En büyük farkı burada yaratıyor herifler..
İnşallah dün akşam bu farkı görebilmiş bir futbol adamı vardır Türk Futbolunda..

Bizim aidiyet duygusundan yoksun gençlerden Muhammet Demir her röportajında "16 yaşındayken Macheda'dan iyi" olduğunu anlatıp duruyor ama son 2 yılda o herifin fiziğini nasıl geliştirdiğini göremiyor bir türlü..
Göremezse de futbolcu falan olamaz işte..Macheda Dünya Kupaları kaldırırken bizim Muhammet 2. liglerde 3.liglerde takılıp 30 yaşında bırakır futbolu..

Netice olarak tatmin etmese de çocuklarımıza torunlarımıza gururla anlatacağımız bir gece oldu bizim için..
Hele o İngilizler taraftarların bizim maç sonundaki şovumuza katılması sinirimi, stresimi aldı götürdü..
Tribünlerimize gelince 3-0'a kadar uyuduk resmen..
Ve yine anladım ki biz acıdan besleniyoruz..
Ne diyelim böyle gelmiş böyle gidecek herhalde..
Yapacak bir şey yok, alışmış kudurmuştan betermiş diye boşuna dememiş kim dediyse..

30 Ekim, 2010

Bursasporumuz:1 Fenerbahçe:1


Dramatik bir beraberlik oldu bizim için..
Son dakikalarda o golleri kaçırınca maçın insanın üzerinde yarattığı tahribat da fazlacana oluyor normale göre..
Ne bileyim korkak oynasak, pozisyona girememiş olsak 1 puana şükredip önümüze bakacaz ama böyle olunca içi yanıyor insanın..

Ah Sercan Ah..

Keşke 3-5 hatunla az takılsaydın da şu ayak içini kullanmayı öğrenseydin..
Kaçan golleri geçtim, en 5 pozisyonda önündeki adama ayak içiyle pas veremedi bizim Sercan efendi..
Yazık ediyor bu çocuk kendine..
Önünde en fazla 2 senesi var..
Ya şu topu doğru düzgün dürtmeyi öğrenecek ya da sonu Sinan Kaloğlu'ndan farksız olacak bu gidişle..
Bir İstanbul macerası..
Ardından Anadolu turu..Sonrası Allah Kerim..

Cüneyt Çakır'ın da teşviğiyle Fenerbahçe maça daha baskılı başladı bizden..
Bu adamın neyini beğeniyor UEFA gerçekten anla(ya)mıyorum..
Her pozisyonda düt düt düt..
Hele rakibin sol kanadında futbol oynadığını zanneden sirk maymununa bu kadar prim tanıdı ya Cüneyt Bey, vallahi helal olsun..
Veled-i Fener her pozisyonda balıklama attı kendini, ulan adamın yanından koşmak bile yasak..
Bir ayağa kalk arkadaş, ne biçim futbolcu olacaksın sen, az biraz mücadele etmeye çalış da adam sansınlar seni..
Bazen Trabzon'lu Alanzinho'ya kızıyordum kendini çok kolay yere bıraktığı için ama bu sarı çocuk bin bir kat daha beter.
Tribünden izleyince o kadar belli oluyor ki ha diyorum şimdi atacak kendini "hoooppp" bırakıveriyor kendini sirk maymunu misali..
Yazıktır, günahtır..

Rakipte bir başka prim tanınan futbolcu da "kuyucu" Bilica oldu..
Adam her pozisyonda tekme tokat karışık giriyor, gıkını çıkaran yok..
Hele duran toplarda o kadar çok elini kolunu kullanıyor ki hakem Bünyamin olsa en 5 penaltı atardık herhalde..
Karabük maçında bizim Turgay'ın yaptığı penaltı ise Bilica'nın hareketleri penaltı kere penaltıydı..

Maça gelecek olursak Sercan dahil tüm oyuncularımızın gözlerinden öpüyorum..
Hepsi terlerinin son damlasına kadar mücadele ettiler..
İvankov güven verdi, golü nasıl yediğimizi tam olarak göremedim staddan ama yapabileceği bir şey yoktu diye tahmin ediyorum.
Ali de 2 haftadır doğru düzgün idman yapmamasına rağmen dün 90 dakika sahada kaldı, karşısında oynayan Stoch biraz adam olsa Ali'nin kaptığı toplarla hücumda etkili aksiyonlar gerçekleştirebilirdik ama Ali'nin her kazandığı topa faul düdüğü çalındığı için etkisiz gözüktü o da..
Vederson Ankaragücü maçından sonra bugün de iyiydi, yavaş yavaş ısınıyor takıma, daha iyi olacak inşallah..
Savunmada kaptan her zamanki gibi güven verdi, İbrahim de top ayağına geldiğinde her zamanki gibi yüreğimizi ağzımıza getirdi..
Hele ilk 15 dakikada 3 pas hatası birden yaptı eski günlerdeki gibi..
Ortada Hüseyin de bildiğimiz gibi işte..Ekstra olarak hatırladığım kadarıyla Sercan'a ara paslarının birini Hüseyin verdi galiba ikinci yarıda..
Ergiç Galatasaray'dan sonra Fenerbahçe'ye de gol atarak gönlümüzdeki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor..
Dün takımın göze batan isimlerindendi o da..Ergiç hep aynı ritmde oynuyor aslında ama işte arkadaşları ona ayak uyduramıyor zaman zaman..
Mesela herif topu ayağına aldığında boşa çıkan arkadaşı olmayınca Ergiç çok pas hatası yaptı deniyor.
Özellikle de Şampiyonlar ligi maçlarında haybeye eleştiriliyor herif..
Solda başlayıp sağda bitiren Volkan Şen biraz tutuk kaldı, hafta başından beri hiç bir idmana katılamamış olmasının payının büyük olduğunu düşünüyorum bu durumda..
Kendisini güçsüz hissettiği için ne yapması gerektiğinin kararını verirken de sıkıntı çekti..
Sağda başlayıp solda bitiren Turgay ise takımın en iyisiydi..Beni mest etmeye devam ediyor..
Sahada nerde duracağını o kadar iyi biliyor ki bu herif Türk olamaz dedirtiyor insana..
Ofsayt nedeniyle sayılmayan golünde biraz daha dikkatli olsa şimdi omuzlarda taşıyorduk kendisini..
Umarım milli takım kurmayları farkındadırlar bu adamın performansının, ihtiyacımız olan santrafor yanı başımızda ama farkında değiliz.. 
Sercan'a gelince o pozisyonlardan en az birini gol yapması gerekiyordu, diyorum sadece..
Darısı Manchester'a artık..
İngilizler'e de Türkiye'nin Şampiyonunun gücünü göstermek gerek..

29 Ekim, 2010

10. Hafta Rakibimiz: Fenerbahçe


Konuşmak için erken ama tahminime göre bu akşam sahadan galibiyetle ayrılacak ilk yarıyı da lider kapatacak. Geçtiğimiz sezonun rövanşı niteliğinde bir maç..
Bizim için olmasa da çevremdeki Fenerbahçeliler intikam söylemlerini düşürmüyorlar dillerinden..Sağda solda forumlarda da okuyoruz, herkes "hesap kesme" derdinde..

Bu psikoloji futbolcularına da yansırsa işimiz daha da kolaylaşacaktır ama Aykut Kocaman'ın takımını şuursuzca üzerimize göndereceğini düşünmüyorum. Kaldı ki zaten öyle bir riski almak akıllı bir insanın işi değil.

Daha çok bizden kapacakları toplarla kontra yakalama derdinde olacaklardır.
Her ne kadar Dia ve Niang bugün sahadaki yerlerini alamayacak olsalar da yer sol kanatta Stoch, sağ kanatta oynaması muhtemel Kazım dribling yeteneği olan, çabuk oyuncular.
Takım disiplininden zaman zaman uzaklaşsalar da bizim için ciddi bir tehlike oluşuturabilirler. Özellikle de Ali Tandoğan'ın yokluğunda yerine oynayacak olan "ters ayaklı" Mustafa Keçeli karşındaki "ters ayaklı" Stoch'a çok dikkat etmek zorunda.

Bir de Alex mevzusu var tabi..
En umutlu olduğumuz bir anda bu adamın hesabımızı kestiği maçlar bir hayli fazla..
En son Kadıköy'de henüz maçın 4. dakikasında cezasahası dışından kalemize gönderdiği şutla golü bulduklarını unutmamak gerek. Gerçi maçı 2-0'dan çevirdik çevirmesine de o dakikada o tahribatı yaşamak pek hoş olmamıştı.
Aynı şekilde ligin ilk yarısında Bursa'da oynanan maçta da Fenerbahçe'ye galibiyete getiren golü de yine bu adam atmıştı, o yüzden rakipte en dikkat etmemiz gerek oyuncu bence yine Alex olmalı.
Bu akşam Niang'ın yokluğunda oynaması muhtemel Semih Şentürk de aslında bize ters gelen ileri uç elemanlarından. Geçen yıl bizi Kadıköy'de 3-0 yendikleri kupa maçında da Semih vücudunu kullanarak Ömer Erdoğan karşısında büyük bir üstünlük kurmuştu. O yüzden kaptanımızın normalden biraz daha hırçın olması gerekiyor. Tabi Lucas Neill gibi çirkeflik yapacak hali yok ama rakibe karşı çok fazla hoşgörülü olmasa daha iyi olacak, en azından bu akşamlık..
Fenerbahçe'nin kalesinde oynayacak olan Volkan Demirel bence ligin en iyisi. Sağ bekteki Gökhan, ortasahadaki çirkefler çirkefi Emre de aynı şekilde. Bu üç adamdan da pek haz etmem ama haklarını da yiyecek halim yok..
Savunmanın solunda oynaması muhtemel Caner Erkin ve Lugano'nun yokluğunda uzun bir aradan sonra oynayacak olan "Kazma" Bilica da bizim için cevher olacaklardır bu akşam. Geçen yıl 2-0'dan döndürdüğümüz maçta Bilica'nın payı çok büyüktü. Cezasahası içinde hangi insan oğlu topa o şekilde "uçan tekme" tekme ile müdahale etmeyi tercih ederdi ki zaten. Kullanılan serbest vuruşu Ozan gol yapmıştı ve 2-2 beraberliği yakalamıştık..Sonrasını herkes biliyor zaten.

Fenerbahçe'nin yumuşak karnı da Mehmet Topuz olacaktır bana göre..Ortasaha göbeğinde merkez ortasaha, ya da Mehmet Demirkol'un tabiriyle ön stoper  kullanmadan bu ligde oynayabilecek takım yok bu ligde..
Gördük mill takımda Emre-Hamit ikilisi bile sıkıntı yaşadılar Marco'suz oynarken..Hem de rakip Estonya'yken bile 2 gol yedik kademe hatalarından kaynaklanan..
Yalnız bizim milli takım değil İngiltere bile dünya kupasında ortasahanın merkezini Gerrard-Lampard'a emanet etmeye cesaret edemeyip Barry'i koydular savunmanın önüne.
Herkes kullanıyor o işi sadece defans yapmak olan merkez oyuncuyu. Fenerbahçe'de Topuz-Emre ikilisi Gençlerbirliği ve Konya maçlarında idare etti ama gördük Galatasaray maçında..Hiç bir üstünlük kuramadılar ortasahada..Fark atarız diye çıktıkları maçta 1 puana şükrettiler..

O yüzden de diyorum ki Cüneyt Çakır sarı kartını çıkarmada biraz ağırdan davranmazsa Batalla şov izleyebiliriz bugün, ama dediğim gibi Cüneyt Çakır'ın sarı kartlarında adil olması çok önemli.
Hem Emre hem de Mehmet Topuz  bu oyuncuyu durdurmak için sertliğe başvurmada kesinlikle tereddüt etmeyeceklerdir. Zaten başka türlü de durduramazlar..

Sonuç olarak bu mutlu bayram gününde futbolcularımızın bize bir başka bayram hediye edeceklerine inancım tam..

Muhtemel 11'ler:


25 Ekim, 2010

AnkaragücüM:1 Bursasporum:5


Attığımız gollere sevinmediğimiz, kaçırdıklarımıza üzülmediğimiz enterasan bir maç oldu..Kale dibinden kaçırdıklarımızı atsak çok rahat 10 olurdu herhalde.
Ankaragücü camia olarak Galatasaray galibiyetinin getirdiği gazla çok istekliydi maçtan önce.
Stad tıklım tıklım doluydu..
Taraftar muhteşemdi..
Futbolcular da bizi yenebileceklerine o kadar inanmışlardı ki hepsinin hırsı gözlerinden okunuyordu..

Biz de Galatasaray'dan sonra ilk defa bizi yenme niyetiyle karşımıza gelen bir rakip buluyorduk karşımızda.
Nitekim henüz maçın başında golü de buldular, bununla yetinseler, 1-0'a yatmayı düşünseler belki en azından puanla ayrılabilirlerdi sahadan ama taraftarın da gaza gelip içinde "Bursa'ya Koy Yeter" geçen tezahüratına Ümit Özat da kulak verdi ve takımı geride beklemeyip önde basmaları konusunda sert bir şekilde uyarınca henüz oyun 1-0 devam ederken bile Sercan'la savunma arkasında büyük boşluklar yakaladık 1-2 kez.

Dakikalar 16'yı gösterdiğinde atak yönümüze göre sağ taraftan kullanılan korner atışına ön direkte İbrahim kafayla dokunarak çok temiz bir golle beraberliği sağladık.

Golün ardından Ankaragücü sistemi 4-2-3-1'den baklava dilimli 4-4-2'ye döndürünce orta sahanın göbeğinde sadece Theo Weeks'e emanet edilince bizim o bölgede oynayan teknik kapasitesi üst düzeydeki ayaklarımız istedikleri gibi, hiç bir baskı altında kalmadan top kullandılar..
Ankaragücü takım olarak üstümüze yüklendiği her pozisyonun devamında kalesinde gol gördü. Tabi bunda Özden'in de payı büyük..
Olduk olmadık pozisyonlarda basit goller yiyerek takımın direncini kırıyor resmen.
Boşuna adı küme düşüren kaleciye çıkmadı herifin.
Sırasıyla Konya..Rize..Denizli..
Her defasında da bu adamın tekrar Süperlige dönmesi gerçekten ilginç bir olay..
Ya çok ucuza oynuyor ya da menejeri çok sağlam bir adam..
Başka bir izahı yok çünkü bunun..
Görünen köy klavuz istemiyor ki.

Maçın ikinci yarısında oyuncularımız son vuruşlarını çok fazla ciddiye almadan, yumuşak plaseler şeklinde yaptıklarından fark da açılmadı daha fazla. Oyuncularımızı tek tek değerlendirecek olursak;

İvankov yediği golde en azından ayakta kalmalıydı, başka da önemli bir tehlike yaşamad kalesinde.
Ali'nin yokluğunda Mustafa Keçeli de yine sol bek performansına göre daha iyiydi.Sağ ayağıyla orta yapmaya başlamış herif, vallahi helal olsun, çalışşınca oluyor demek ki.
Vederson'un karşısında zorlayacak bir adam olmadığından pek fazla sırıtmadı ve ters kademelerde bu kez başarılıydı.
Savunma göbeğinde İbrahim ve Ömer yine hatasız oynadılar, ikisinin de attıkları gollerle skora katkıda bulunmları sevindiriciydi. Son 10 dakikada oyuna giren doğum günü çocuğu Serdar Aziz'e Ertuğrul hocamıızın yaptığı sürpriz de gerçekten çok anlamlıydı.

Ortasahanın sağındaki Turgay ve solundaki Volkan Şen oynadıkları oyunla takım için ne kadar önemli olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Hüseyin orta saha göbeğinde Insua ile oynayınca biraz zorlansa da sonradan giren Ergiç onun imdadına yetişen adam oldu. Insua her ne kadar teknik kapasitesiyle ben bu ligin üstündeyim diye bas bas bağırsa da bu fizik gücü ile o bölgede her rakibe karşı oynatılamaz.
Batalla'ya ise söylenecek çok fazla bir şey yok..
İzleyenleri mest etmeye devam ediyor.
Geçen yıl o boyuyla attığı kafa gollerine şahit olmuştuk ama dün ilk kez kafayla asist yaptı.

İleri uçtaki Ser"can"ımızın attığı golün yanı sıra Ergiç'e yaptığı asist de akıllıcaydı.
Aydın-Rajnoch ikilisini her yakaladığı pozisyonda geçmeyi başardı, attığı golden sonra rakibe saygısından dolayı sevinmemesi de ona yakışan bir davranıştı.

Netice olarak çok ihtiyacımız olan 3 puanı alarak sahadan ayrılmamız çok iyi oldu bizim için. Haftaya Fenerbahçe ile birlikte zorlu bir fikstüre giriyoruz..
Allah utandırmasın Bursasporum!!

24 Ekim, 2010

9.Hafta Rakibimiz: Ankaragücü



Ligin ilginç takımlarından bu yıl bizim kardeş.
Bir maçtan önce kesin yener diyoruz, bir bakmışız 3 yemiş..
Fark yer diyoruz bir anda 4 yapıveriyor..

Bir istikrarı yakalasalar arkası gelecek gibi görünüyor ama bu seriye bizden sonra başlasalar çok daha iyi olacak sanki..:)

Oyun sisteminde de belirli bir düzene bağlı kalmıyorlar..Bazen 4-4-2, bazen de 4-3-3'ün türevleri olan sistemlerle oynuyormuş gibi görünmelerine rağmen saha içi dizilişleri 90 dakika içinde bile farklılık gösterebiliyor. Mesela Galatasaray maçına baklava dilimli 4-4-2 ile başlayıp golü bulduktan sonra 4-2-3-1'e döndülerse de ileri uçta ve sağ çizgide oynayan Sestak ve Metin Akan ikilisi yer değiştirdiler bol bol. Ümit Özat'ın 10 sene önceki röportajında sistemlere inanmam demesinin altında anlatmak istediklerimi bu yıl daha iyi anlamaya başladık. Bir de kalbinde sıkıntı yaşamasa iyi olacak ama herif inatla hastalığını inkar ediyor..
Bir gün yığıldığı yerden kalkamayacak haberi yok..
TFF de adamın hastalığını bile bile nasıl lisans veriyorsa artık..

AnkaragücüM'ün tartışmasız en zayıf halkası kaleci Özden..Senecky 'nin sakatlığı ne boyutta bilmiyorum ama son yıllarda oynadığı her takımı küme düşüren Özden'den bu yıl çok çekecekler gibi görünüyor. Zaten istikrarsızlığın en büyük sebebi de bu adamın performansı. Belirli yetenekleri olmasına rağmen konsantrasyonu çok kötü bir adam. Her an oyundan kopup farklı diyarlara gidiveriyor.

Savunmalarını ise baştan aşağı değiştirdiler bu sezon..Geçen yıldan sadece Rajnoch kaldı, onun yanına Zewlakow gibi Klukowski gibi Polonyalılar, Uğur Uçar, Aydın Toscalı, gerektiğinde sağ bek oynayabilen Güven Varol gibi yerli takviyeleri yapıldı.
Ortasahaya gelinde en büyük transferlerin Teo Weeks, Özgür Çek ve Sapara'yı kazanmak olduğunu söyleyebiliriz. Bu adamların hiç biri yeni değil ama yeni transfer edilmiş bir oyuncunun heyecanı ile oynuyorla sahada..
Sahaya takımın başında Sapara'nın çıkıyor olması da takıma ayrı bir hava katıyor sanki..Orada bir Hürriyet'i görmek var bir de Sapara'yı, takıma Avrupalı'lık katıyor resmen..
Sarışın oyuncuların çoğunluğundan mıdır, formalarının güzelliğinden midir nedir Galatasaray karşısında imrenerek izledim AnkaragücüM'ü..

Hücum hattında Vittek'in sakatlığı var, onun yerine Sestak ve Metin Akan değişmeli olarak oynuyorlar. Yedeklerde geri çağrılan Meye ve Samsunspor'da Ertuğrul Sağlam'ın yıllardır takip ettiği Turgut Doğan Şahin gibi isimler mevcut. Turgut'un fiziği iyidir, hem dar hem de geniş alanda etkili olabilir, son vuruşuna kimse laf edemez ama bir de bencillikten kurtulabilse büyük adam olacak ama olmuyor işte. Mesela Galatasaray maçında sonradan girip attığı golü ligde atabilecek kaç santrafor var ki..

Sonuç olarak çok iyi bir takım olabileceğinin sinyallerini veriyor bizim kardeş..
Bizi de oldukça zorlayacaklar bugün..
Skor tahmini olarak içimdeki ses 1-1 biteceğini söylüyor maçın. Son yıllarda hele Ankarada'ki maçların hemen hepsi beraberlikle bitiyor zaten. Bugün de "iddaa"cılar için büyük bir fırsat bu maç.
Kan kardeşliğine gölge düşürmeyecek bir mücadele olması dileğiyle..