07 Eylül, 2010
A.Ş.E. Rakibimiz: Belçika
Aslında milli takımla ilgili pek fazla bir şeyler karalamak taraftarı değildim ama konu kırmızı beyaz olunca tutamıyor insan kendini kolay..Ayrıca Bosna'yı yenemediğimiz günden beri hiç bir milli takım maçını adam gibi izlemedim, izleyemedim..
Bunlardan ilki Emre-Arda gibi insanlıktan nasibini almamış, ne kendilerine ne rakiplerine ne de yaptıkları işe gram saygısı olmayan, büyük hocaları Fatih Terim'den sadece "BEN"im demeyi öğrenmiş, dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanan adamları o forma altında görmeye tahammül edemiyor olmam.
İkincisi futbol filozofları Rıdvan Dilmen ve Ömer Üründül'ün her şeyin en doğrusunu kendilerinin bildiklerini sanan ama skor yorumculuğundan ve de Fenerbahçe sempatizanlıklarından da tiksinti gelmeye başladı artık.Bu adamları görünce farkında olmadan kanalı değiştiriveriyorum.
Üçüncüsü Guus Hiddink'in çok fazla milli takımımızı önemsediğini düşünmüyorum..Adamın zaten maçları Hollanda'daki evinin terasındaki televizyondan takip ettiğini hiç çekinmeden açıklaması bile ciddiyetsizliğinin bir başka göstergesidir bence.
Mesela milli takım kurmayları Beşiktaş'ın Helsinki ile oynadığı deplasman maçını izlemeye gitmişler..Beşiktaş sahaya 8 yabancı ile çıkıyor, yerli futbolcular Cenk, Necip ve İsmail. Kadroya da ilk etapta sadece maçta varlığı ile yokluğu belli olmayan İsmail Köybaşı çağrılıyor, döktüren Necip'in yerine de henüz forma ile tanışma fırsatı olmayan Marco abisi kadroya alınıyor..Hiddink Marco'yu nerde gördü, nerde beğendi, neye dayanarak kadroya çağırdı gerçekten ilginç..Keza Gökhan Zan'ı Kazım'ı Özer'i de aynı şekilde..Bu adamlar bir yerlerde takır takır futbol oynuyorlar da bizim mi haberimiz olmuyor acaba..
Kazakistan maçı öyle ya da böyle geçti ama Belçika karşısında işimiz ise hiç de o kadar kolay olmayacak..Belçika takımının Almanya karşısındaki 11'inden Van Buyten ve Simons'u çıkardığımızda yaş ortalamasının sadece 23 ve bu oyuncular 2 sene önce Olimpiyatlarda madalya almayı başardıklarını da hatırlamak gerek.Ayrıca bu oyuncuların hepsi de takımlarının ilk 11'nde düzenli olarak oynuyorlar ve formdalar. Almanya'ya da adeta kök söktürdüler, maçı alabilecek pozisyonalara girmelerine karşın rakiplerine de pozisyon vermediler ama golü de en tecrübeli oyuncuları Van Buyten'in hatasından yediler.
Bu akşam bizim milli takımımızda sevindirici bir gelişme olarak önce baltalar baltası Hakan'ın sonra da bir türlü eski formunu yakalayamayan Nihat Kahveci oynamayacağı haberleri geldi. Sol bekte kim oynarsa oynasın baltadan daha kötü olamayacağı kesin. Hele Belçika'da Hazaard karşısında rezil olurdu ki hem Hakan'ı hem de milli takımımızın yardımına sakatlık hızır gibi yetlişti.
Hem Kahveci'yi hem de Balta'yı çıkarınca milli takımın az biraz birşeye benzer gibi oldu sanki.
Açıklanan kadro:
Maçın kilidini İsmail ile Sabri'nin performansları belirleyeceğe benziyor. Kapanması muhtemel Belçika'ya karşı hücuma verecekleri katkılar çok önemli..Tabi hücum kadar ne kadar çabuk geri dönebilecekleri de işin bir başka boyutu. Geride Ömer-Servet ikilisini Hazard-Lukaku-Dembele üçlüsü ile pek fazla bire bir ikiye iki bırakmamak gerek..Ömer'in yanında Toraman tercih edilse daha mantıklı olabilirdi ama Hiddink orta üçlüyü ve savunma beklerimizi Servet-Ömer ikilisinin geniş alandaki zaafları konusunda yeterince tembihlemiş olacak ki erken gol bulma sevdasını böyle bir riskin altına girmeye tercih etmişe benziyor.
Bu maçı kazanmamızın mı kaybetmemizin mi gelecek adına daha faydalı olacağına ise tam olarak kadar verebilmiş değilim. Aslında Belçika bizi şöyle evire çevire yense, Hiddink de anında Türkiye'de bir ev tutsa, ekibiyle bilirkte haftada 2-3 maçı tribünden canlı izlese, Oğuz Çetin'e "sen bi otur yerine" dese, sanki daha hayırlı olacakmiş gibi geliyor niyeyse.
Ne diyelim kırmızı beyazım için hayırlı olsun da skor şu aşamada çok da önemli değil.
06 Eylül, 2010
BURSASPOR 2010/2011
Transfer sezonunun ardından uzun bir değerlendirme yazısı yazıp isim kargaşasının yaratması muhtemel görüntü kirliliğine yol açmaktansa şu şekilde bir tablo yaparak incelemenin daha kolay olacağını düşündüm. Takımın sistemi olarak da 4-4-1-1'i tercih ettim ki zaten Ertuğrul Sağlam da bu dizilişin kağıt üzerinde çok fazla dışına çıkacağına ihtimal vermiyorum. Aksi takdirde Batalla varken Insua'yı aldrımak pek de akıl mantık işi bir durum değil.
Öncelikle görülüyor ki gerçekten bol alternatifli bir kadroya sahibiz bu sene. Akbabalar "Bursaspor lig ile Şampiyonlar ligini birlikte götüremez" diye kendilerini avutadursun, biz öyle bir takım yarattık ki her mevkinin 2 değil en az 3 alternatifi bulunuyor.
En sıkıntılı olarak gördüğümüz savunmamızın sağ kanadına baktığımızda bile en çok alternatifin bu bölgede olduğunu görebiliyoruz..Her ne kadar kendileri sağ bek olarak anılmasalar da takımımızda o bölgede daha önce oynamış isimlerin sayısı bir hayli fazla. Kaldı ki zaten Ali Tandoğan da sonradan sağ bek yapılmış bir isim. Burada Ali'den sonra hocanın ilk tercihi hazırlık maçlarında sık sık orada denediği ve olumlu sinyaller aldığı Mustafa Keçeli olacaktır. Keçeli'den sonra da Altay'dan sağ bek olarak alınan ve geldiği sezon Brezilya'lı Leandro'nun kaçmasından sonra zorunlu olarak stoper yapılmış olan İbrahim Öztürk kullanılacaktır.
Çok büyük talihsizlikler olmadığı taktirde kağıt üzerinde baktığımızda sorun yaşayacağımız herhangi bir bölge yok gibi görünüyor.
Şimdilik tek dileğimiz yeni transferlerimizin, özellikle de Nunez, Insua ve Svensson 3'lüsünün takıma ve lige alışma süreçleri mümkün olduğunca kısa sürmesi yönünde.
İstanbul takımlarının ve kadrolu "yalakalarının" fesadından çatlayacağı, Anadolu'nun yine başa çıkacağı bir sezon geçirmemiz dileğiyle..
Haydi Bismilllah !
02 Eylül, 2010
Hayırlı Olsun / Gustav Svensson
Rakiplerin son 2 günde yaptıkları transferleri arkadaşının yediği çikolatada gözü kalmasına rağmen sesini çıkaramayan ilkokul çocuğu misali, içten içe kıskançlık ile izlediğimiz saatlerde İsveç basınına düşen haberlerle heyecanladık biz de..
Futbolcu hakkında çok fazla bilgimiz olmasa da hem pozisyonunun "FM" efsanelerinden olması, hem de İsveç futbolunu takip eden abi/kardeşlerimizin yardımıyla futbolcu hakkında bilgi toplamamız çok da fazla zaman almadı..
Öncelikle kariyer istatistiklerine göz atacak olursak:
2002'de kapısından adımını attığı Göteborg kulübünün A takımına 2005 sezonunda yükselmeyi başarmasına rağmen forma ile tanışması 2006 sezonunda olmuş ve 5 maçta 1 gole imza atmış..
2007 sezonunu ilk yarısının son maçlarında formayı kapmayı başaran Svensson 22 maçta 14'ü 90 dakika olmak üzere 1528 dakika görev almış, aynı zamanda da 1 gol ve 2 sarı kart ile sezonu kapatmış.
2008'de ise istikrarlı bir grafik çizerek 21'i 90 dakika olmak üzere 27 maçta forma giymiş, attığı 3 golün yanında 1 de asist yaparak skora katkıda bulunmuş, gördüğü sarı kart sayısı ise sadece 1.
2009'a ilk kez A milli takım formasını giyerek başlayan oyuncu adeta altın sezonunu yaşamış ve ligde 28 maç 2 gol 3 sarı kart, UEFA ve İsveç kupasında 3'er maç, kaptanlığını yaptığı İsveç U21 takımında ise 8 kez forma giymiş..
İsveçte hala devam eden 2010 sezonunda 17 maçta forma bularak 1 gol 2 asistlik ve 3 sarı kartlık istatistiğe imzasını atmış. Aynı zamanda 3 İsveç Kupası ve 2 UEFA kupası karşılaşmasında da görev alarak Göteborg kariyerini sonlandırmış..Ayrıca İsveç'in İtalya ile oynadığı A milli takımlar düzeyindeki hazırlık maçında 90 dakika görev almış..
Genel Özellikler:
Teknik:
Teknik kapasitesi çok fazla üst düzey bir oyuncu olmasa da futbolu daha çok basit oynamayı tercih etmesinden dolayı çok fazla pas hatası yapmıyor, kısacası haddini bilerek oynuyor. Fakat oyunun sıkıştığı zamanlarda kullandığı uzun paslarda da başarı oranı oldukça yüksek..Zaman zaman çıkardığı sürpriz şutlar ile de skora katkıda bulunabiliyor.
Uzmanlık alanlarının ise ikili mücadele kazanma ve top kapma üzerine olduğu olduğu açık yüreklilikle söylenebilir.
Mental:
İskandinav ülkelerindeki çoğu oyuncu gibi Svensson da müthiş bir soğukkanlılığa sahip, son derece çalışkan, iş ahlakını her zaman en ön planda tutan dolayısıyla da formasının hakkını sonuna kadar veren bir oyuncu..
Topsuz oyunda yaşıtlarının çok ilerisinde (özellikle bizim ligimizdekilerin) olan oyuncunun stoper ve sağ bek oynayabiliyor olması da diğer artıları olarak göze çarpıyor.
Fiziksel:
1.83 boy ve 80 kilo ile de güçlü bir dış görünüşe sahip olan İsveçli çok çevik olmasa da müthiş dayanıklılığı ve zıplama yeteneği ile orta sahada rakiplerinin korkulu rüyası olmayı başaran bir isim. Ayrıca ortalama da bir sürata sahip bir isim.
Oyuncu/Kulüp Uyumu:
Geçtiğimiz sezona defansif ortasaha görevinde kim oynayacak? Hüseyin mi? Kirita mı? diye herkesin birbirine düştüğü, Ertuğrul hocanın Hüseyin tercihinden dolayı bıkmadan usanmadan eleştirildiği bir ortamda bu iki oyuncunun da sahip olduğu tüm özelliklere içinde barından bir oyuncunun Bursaspor'a geleceğine pek fazla ihtimal vermezdi hiç kimse..
Ama işte bu Svensson tam bahsettiğimiz gibi bir adam..Biraz Hüseyin, biraz Kirita..
Hüseyin kadar soğukkanlı Kirita kadar agresif.
Hüseyin gibi takımın emniyet sibobu, Kirita kadar takıma dinamik.
Hava toplarında Hüseyin gibi etkin, yatarak kayarak müdahalelerde Kirita kadar usta.
Bu özellikler daha da çoğaltılabilir aslında ama anlatmak istediğim anlatılmıştır umarım, şansımızın da yardımıyla gerçekten çok müthiş bir adam almış bulunuyoruz.
Geçtiğimiz hafta İngiltere'de çalışma iznini alabilseydi şimdi Sunderland'deydi çoktan ya da Bjk fazla naza çekmeyip Fink yada İnceman'dan birini verse bu adamın adını bile anmayacaktık muhtemelen.
Ayrıca oyuncunun tam da ihtiycaç duyduğumuz mevkilerde belirli bir tecrübesinin bulunması bu transferin ne derece nokta atığı yapıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
23 yaşında bir adam için 8 yıllık kulübünden ayrılarak hiç tanımadığı bir ülkeye uyum sağlaması çok da kolay olmayacağa benziyor..
Umarım İngilizcesi falan iyidir de takım alışma evresi biraz daha kısa ve az sancılı olur.
Ne diyelim İnşallah hayırlısı olmuştur Bursasporum için..
Bekleyip görmekten başka elden ne gelir ki..
01 Eylül, 2010
Müjde Bekliyoruz..
Beşiktaş Uğur İnceman ve Fink'i bize yar etmeyince Gustav Svensson Bursa'ya çağrılmış apar topar.
Oyuncu ve menejeri sabah saatlerinde tesislere gelmişler.
Şimdilik bu kadar, haber bekliyoruz biz de..
Aynı zamanda da ikinci bir Pearce vakası olmaması için duamızı da eksik etmiyoruz..
Doğru Takımdayım !
Bursaspor TV muhabiri Koray Kundakçılar Tam Saha dergisi adına futbolcumuz Federico Insua ile bir röportaj gerçekleştirmiş. Bu röportajın içinde taraftarlarımızın ve tüm Bursa kamuoyunun kafasını kurcalayan soruların de cevapları mevcut.
Röportajdan kısa kesitler:
Koray Kundakçılar: Talihsiz bir sakatlık geçirdin. Ne zaman tam anlamıyla hazır olacağını düşünüyorsun?
Federico Insua: Ancak şu anda arkadaşlarımla birlikte çalışıyorum ve Ertuğrul Sağlam'ın beni takımda görmek istemesi durumunda, oynamam için önümde hiçbir engel kalmadı.
KK: Kariyerini incelediğimizde ülken Arjantin'de parlak günler geçirdiğini ancak yurt dışı serüvenlerinin o denli iyi geçmediğini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsun. Uyum sorunu mu yaşadın yoksa yanlış kulüp tercihleri mi yaptın?
FI: Yurt dışında oynadığım ilk gün 23 yaşındaydım. İspanya'da dil sorunu olmadığından problem yaşamadım ve özellikle orada iyi bir performans sergilediğimi düşünüyorum. Daha sonra Almanya'ya gittim ve 34 maçın 32'sinde forma giydim. Buna rağmen Almanya koşullarına uyum sağlamam kolay oldu diyemem. Dilin ne denli önemli olduğunu o günlerde anlamış oldum. Eğer takım başarılıysa ve işler iyi gidiyorsa futbolcular da iyidir ve sorun yoktur. Ancak işler kötü gittiğinde, itiraf ediyorum en çok ben etkilendim. Ayrıca Meksika'da, Güney Amerika Kupası'nda finale kadar çıktık ki, orada da iyi bir performans gösterdiğimi sanırım anlatmama gerek yok.
KK: Oyun tarzı olarak artıların ve eksilerin neler?
FI: Kendi pozisyonumda oynadığım her maçta istikrarlı bir görüntü verdim ve başarılı bir performans sergiledim. Rakip kaleye yakın olduğum anlarda bireysel becerilerimi daha iyi gösterme fırsatı buluyor olmam en güçlü yanım. Eksilerim ise değişik pozisyonlarda oynadığım zaman, yani sağ veya sol kanatta görev verildiğinde ortaya çıkıyor. En iyisini yapmaya çalışıyor olsam da fonksiyonlarda farklılık olduğundan, asıl mevkiimde gösterdiğim başarıyı o bölgelerde tekrarlayamıyorum.
KK: Ertuğrul Sağlam'ın oyun felsefesi senin kendini göstermen için uygun mu? Bursaspor'da nasıl bir rol üstleneceksin?
FI: Ertuğrul Sağlam'ın oyun felsefesi, benim alışkın olduğum felsefeye çok benziyor. Benim futbol karakterim ofansif tarza daha yatkın. Eminim, Arjantinli arkadaşlarımla birlikte oynadığımda, takıma üst düzey katkı sağlayacağım.
KK: Futbolun dışında kalan zamanlarda ne yapmayı seversin?
FI: Doğrusunu söylemek gerekirse özel hayatımla ilgili konuşmaktan pek hoşlanmam. Ancak ben de herkes gibi boş zamanlarımda televizyon ya da film izlerim ve ailemle vakit geçirmeyi severim. Bu arada tabii şimdi de Türkçe öğrenmeye çalışıyorum.
**Metnin Orjinali: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=10726
Röportajdan kısa kesitler:
Koray Kundakçılar: Talihsiz bir sakatlık geçirdin. Ne zaman tam anlamıyla hazır olacağını düşünüyorsun?
Federico Insua: Ancak şu anda arkadaşlarımla birlikte çalışıyorum ve Ertuğrul Sağlam'ın beni takımda görmek istemesi durumunda, oynamam için önümde hiçbir engel kalmadı.
KK: Kariyerini incelediğimizde ülken Arjantin'de parlak günler geçirdiğini ancak yurt dışı serüvenlerinin o denli iyi geçmediğini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsun. Uyum sorunu mu yaşadın yoksa yanlış kulüp tercihleri mi yaptın?
FI: Yurt dışında oynadığım ilk gün 23 yaşındaydım. İspanya'da dil sorunu olmadığından problem yaşamadım ve özellikle orada iyi bir performans sergilediğimi düşünüyorum. Daha sonra Almanya'ya gittim ve 34 maçın 32'sinde forma giydim. Buna rağmen Almanya koşullarına uyum sağlamam kolay oldu diyemem. Dilin ne denli önemli olduğunu o günlerde anlamış oldum. Eğer takım başarılıysa ve işler iyi gidiyorsa futbolcular da iyidir ve sorun yoktur. Ancak işler kötü gittiğinde, itiraf ediyorum en çok ben etkilendim. Ayrıca Meksika'da, Güney Amerika Kupası'nda finale kadar çıktık ki, orada da iyi bir performans gösterdiğimi sanırım anlatmama gerek yok.
KK: Oyun tarzı olarak artıların ve eksilerin neler?
FI: Kendi pozisyonumda oynadığım her maçta istikrarlı bir görüntü verdim ve başarılı bir performans sergiledim. Rakip kaleye yakın olduğum anlarda bireysel becerilerimi daha iyi gösterme fırsatı buluyor olmam en güçlü yanım. Eksilerim ise değişik pozisyonlarda oynadığım zaman, yani sağ veya sol kanatta görev verildiğinde ortaya çıkıyor. En iyisini yapmaya çalışıyor olsam da fonksiyonlarda farklılık olduğundan, asıl mevkiimde gösterdiğim başarıyı o bölgelerde tekrarlayamıyorum.
KK: Ertuğrul Sağlam'ın oyun felsefesi senin kendini göstermen için uygun mu? Bursaspor'da nasıl bir rol üstleneceksin?
FI: Ertuğrul Sağlam'ın oyun felsefesi, benim alışkın olduğum felsefeye çok benziyor. Benim futbol karakterim ofansif tarza daha yatkın. Eminim, Arjantinli arkadaşlarımla birlikte oynadığımda, takıma üst düzey katkı sağlayacağım.
KK: Futbolun dışında kalan zamanlarda ne yapmayı seversin?
FI: Doğrusunu söylemek gerekirse özel hayatımla ilgili konuşmaktan pek hoşlanmam. Ancak ben de herkes gibi boş zamanlarımda televizyon ya da film izlerim ve ailemle vakit geçirmeyi severim. Bu arada tabii şimdi de Türkçe öğrenmeye çalışıyorum.
**Metnin Orjinali: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=10726
29 Ağustos, 2010
Sivasspor: 0 Bursasporumuz: 2

Üç puandan çok daha fazlasını kazandık Sivas'ta..Mesut Bakkal öyle bir takım yaratmış ki, Sivasspor'u hele ki kendi evinde yenmek her baba yiğidin harcı değildir.
Rakiplerimiz çok puanlar kaybedecekler burada.
Maç tam beklediğim gibi Sivasspor egemenliği altında başladı, hatta dakikalar 3'ü gösterdiğinde öne geçmeleri işten bile değildi. Sonraki 10 dakika falan iyice üstümüze geldiler, bu dakikalarda topla oynama oranı yüzde 30'a 70 Sivas üstünlüğünde geçti diyebiliriz.
Sonraları oyunda dengeyi sağladık sağlamasına ama önde ikili Batalla ve Nunez'in kaçak dövüşlerinin sonucunda ileride top tutamadık adam gibi, zaten Sivasspor ortaalanda müthiş bir baskı uyguladı, neredeyse bütün dönen topları aldı, böyle olunca da çıkmaya çalıştığımız her top duvara çarpmışcasına yol su elektirik olarak aynen geri döndü bize.
Ardından birinin kafası çalıştı ve oyunu daha geride kurmaya başladık, böyle olunca da Sivas daha önde basmak zorunda kaldı, önde bastıkça da sımsıkı adeta bir boksör yumruğunu anımsatan rakip ortasahası gevşemeye başladı. Gevşedikçe de orta sahada daha iyi top yapmaya, Ozan'la Volkan'la daha iyi kontralar yakalamaya başladık. Nitekim Ozan ile Nunez biraz daha dikkatli olsalar Volkan'ın sağ çizgiden bekletmeden kestiği toplarla gölü bulmamız işten bile değildi..
İlk yarı bizim istediğimiz gibi rölanti bir şekilde biterken ikinci yarıda 60.dakikada Sercan-Insua ikilisi Batalla-Nunez ikilisinin yerine oyuna dahil olana kadar yine bu rölanti oyun devam etti durdu..Tabi bunda ileri ikilimiz Batalla-Nunez'in hemen hemen hiç pres yapmıyor olmalarının da önemi çok büyük..Bu dakikaya kadar resmen eksik oynadık desek çok fazla abartmış olmayız herhalde.
Ayrıca oyunun bu şekilde devam etmesinin bir başka nedeni ise Sivasspor'un aşırıya kaçan taktik faulleri gösterilebilir. Volkan'a Ergiç'e Batalla'ya resmen top kullanma fırsatı vermediler, hiç tereddüt etmeden bileğe basıverdiler.
O Ferhat Bıkmaz ne ara öğrenmiş bu kadar tekme atmayı gerçekten çok şaşırdım. Daha dün hanım evladı gibi top oynayan herif dün akşam acıma duygusunu kaybetmiş gibiydi..
Sivas'lı oyuncuların hem sert oynayıp hem de yanlarına yaklaşmadan ota boka kendilerini yere atıp faul almaları ilginç kere ilginçti..
Tek tek oyuncularmıza bakacak olursak:
İvankov yine muhteşemdi, kendisine çok fazla iş düşmedi ama yan toplarda gayet başarılıydı..
Ali Tandoğan'a yine savunma anlamında fazla iş düşmedi diyebiliriz, Erman daha erken girse belki zorlardı Ali'yi ama Mesut Bakkal kendini yere atmaktan başka bir nanesi olmayan Cihan'a yine iyi sabretti..
Vederson yatıp kalksın dua etsin Ozan'a, o olmasa halim yamandı..Rakibin bütün olgun atakları sağ kanattan gelmiş olmasına rağmen Ozan kaptığı toplar, yaptığı kritik müdahaleler ile Vederson'u ipten aldı diyebiliriz..
Stepanov-Ömer tandemi rahatsız eden de olmayınca oldukça uyumlu gözüktü,sanki yıllardır bir arada oynuyor gibiydiler..
Volkan Şen yine mükemmeldi, aldığı her topu olumlu kullandı, döktürdükçe döktürdü..O döktürdükçe de ben Hiddink'i andım kendi çapımda. Bu adamın milli takıma alınmayıp, Özer'in Kazım'ın Nihat'ın oralarda takılması Türk futboluna yapılmış en büyük ihanettir bana göre.
Ozan İpek de Vederson'un arkasını kollamaktan kendi topunu oynayamadı, Allah'tan 60'tan 70'ten sonra Vederson yoruldu da fazla hücuma katılmadı..Bu dakikalardan sonra Ozan Vederson'u değil de kendisini düşünmeye başladıkça açılıverdi bir anda..Abdurrahman'ı adete ezdi geçti, rakibin sağ kanadını da felç etti.
Hüseyin-Ergiç ikilisi ise takımın yükünü çekmeye devam ediyor. Herkese söylüyorum kimse inanmıyor Hüseyin bir başka oynuyor bu sene, çalımlar, topuk pasları derken dün neredeyse gol bile atacaktı :)
Ergiç kalabalık Sivas ortasahasının içinde çok fazla hücum anlamında katkı koyamasa da savunmada yaptığı kritik müdahalelerle alkışı haketti diyebiliriz.
Batalla-Nunez adeta takımı eksik oynattılar, Sedat-Kadir ikilisi bunları dürttükçe kaçacak delik aradılar.
Insua çok fazla etliye sütlüye dokunmadan oynadı ama daha ilk pozisyonda topu alışıyla bile belli etti kalitesini.
Sercan her ne kadar iki adet yüzde yüzlük golleri kaçırmış olsa da o olmayınca olmuyor gerçekten. Umarım bu golleri Şampiyonlar liginde kaçırmaz da bizi kanser etmez.
Çok zorlu bu deplasmandan 3 puanla dönmek çok mutluluk verici bir durum. Şimdi bir milli takım arası var, ondan sonra içerde Eskişehir ile oynayacağız.
Bizi görmezden gelmeye devam eden İstanbul basını bu arada boş kaldıkça bizi yağlayıcı haberler yapmaya başlayacaklardır, o yüzden bunlara dikkat edip gevşememek gerek.
Artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz.
28 Ağustos, 2010
3.Hafta Rakibimiz: Sivasspor (II)
Şampiyonlar ligi grupları ile yatıp kalktığımız şu günlerde ligin iyi sinyaller veren takımlarından Sivas ile deplasmanda oynamak pek tercih edilebilecek bir durum olmasa gerek..
Gerçi Ertuğrul Sağlam iyi bir motivatördür, futbolcuların konsantrasyon kaybı yaşamamaları için elinden geleni yapacaktır ama o adamların da insan olduğu, bizim bile Bursa'da Manchester United'i izleyeceğimiz için uykusuz kaldığımız şu günlerde futbolcularımızın da Sivas maçında motivasyon problemi yaşadığını görsem çok da kızmam doğrusunu söylemek gerekirse..
Hep sevindirecek halleri yok yaa, biraz da onların kredisi olsun.
Ben açıkçası bu maçtan 1-1 veya 0-0 gibi bir sonuç bekliyorum. Aslında maç Bursa'da, müthiş taraftarımızın önünde olsa Sivas'ı darmadağan ederiz derim orda olunca işler karışıyor ister istemez..
Ertuğrul Sağlam bugün nasıl bir kadro çıkaracak, nasıl bir anlayışı benimseyecek merakla bekliyorum..
Bana kalırsa diri Sivas ortasahasına karşı o bölgede hakimiyeti rakibe kaptırmama adına orta ikilide Hüseyin-Bekir'i kullanıp onalrın önünde de Ergiç'i monte edip..Sağ kanada Volkan'ı, sol kanada Ozan'ı yerleştirerek ileride Nunez'i tek başına bırakmak çok akılcı bir çözüm olabilir..
Sivasspor'un iki bekinin de sık sık hücuma katılıyor olmaları zaman zaman da dönüşlerde ciddi problemler yaratıyor..Bir de sol bekte Hayrettin'in yerine Ferhat'ın oynayacak olmasından dolayı Volkan Şen'in yine ön plana çıkabileceğini ön görebiliriz..
Volkan'ın getirdiği topları da kalenin içine en iyi sokabilecek iki adam var bu takımda, bunlardan biri Nunez diğeri ise Ozan İpek..
Gerçi Ozan'ı bu yıl çok fazla hücuma çıkarmıyor Ertuğrul Sağlam ama ortada Hüseyin-Bekir-Ergiç 3'lüsü ile oynayacaksak Ozan da geçtiğimiz sezondaki gibi uzak forvet rolüne soyunabilir tekrardan..
Ama bu diziliş biraz da beraberliğe yatmak gibi oluyor aslında, Ertuğrul Sağlam bunu mu yoksa İnegöl maçında herkesi büyüleyen Insua'yı 10 numara gibi mi kullanacak bekleyip göreceğiz..
Insua oynarsa da Ergiç biraz daha geri çekilip Bekir kulübeye yollanır, en uçta da onun ara paslarına daha iyi hareketlenebilecek olan Sercan oynar, ortasahada Sivas'ın 4 basan adamına karşı ciddi sorunlar yaşarız, buna çare olarak da Ozan İpek çok fazla hücuma katılamaz, işimiz Insua'nın Volkan'ın ve Sercan'ın bireysel yeteneklerine ve İvankov'un ellerine kalır..
Ne diyelim,futbol şansı yanımızda olsun..
27 Ağustos, 2010
Total Futbol
Malumumuz yarın Sivasspor ile oynuyoruz...Rakip hakkında burada bir şeyler paylaşabilmek adına üzerinden 15 güb geçmiş olmasına rağmen sezonun ilk haftasında Galatasaray ile oynadıkları maçı izledim dün akşam manyak gibi..
Geçtiğimiz haftasonu Galatasaray takımının çirkefliği bizim maça özel falan sanmıştım, hani hakem Volkan'ı atmadı, adamların da sinirleri orda boşaldı falan diye düşünüp bin söyleceğim yerde dilimi ısırıp bir söylemiştim..
Sivas karşısındaki hallerini de görünce ne kadar yanıldığımı bir kez daha anladım..
Neill efendi karete kid yapıyor, adamların buz gibi penaltıları yeniyor..Ceyhun cezasahasında tartışmalı bir şekilde düşürülüyor, büyük kaptan Arda Turan bizim Volkan'ın pozisyonuna benzer (iki pozisyon da refleks, iki pozisyonda rakip adına tehlike arzetmiyor, önemli atağı falan kesmiyor) bir şekilde topu eliyle kesiyor, kimseden ses yok..
Sonra hakem normal bir faul düdüğü çalıyor, adamın başına dünyaları yıkıyorlar..Yok yere o kadar itiraz ediyorlar ki konsantrasyonlarını kaybedip pozisyonun hemen devamında golü kalelerinde görüyorlar.
Rijkaard efendi ortalığı yıkıyor, kendini dizginleyemeyip Sivas yedek kulübesine saldırıyor, kendisini sakinleştirmeye çalışan rakip takım oyuncusu Ceyhun'u yüzüne bile bakmadan küfredercesine itiyor.
Daha neler var neler..Muhakkak herkes görmüştür o görüntüleri, ben yurt dışında olduğum için haberim olmamıştı, izleyince şoke oldum.
Antipatiklikte Fenerbahçe'den bile daha öndeler.
Rijkaard efendi total futbol diye diye total kavga etmeyi öğretmiş oyuncularına.
Vallahi helal olsun.
3.Hafta Rakibimiz: Sivasspor
Spor Toto Süperlig'in 3.haftasında yine deplasmanda bu kez Sivasspor ile karşılaşacağız..
Bülent Uygun yönetiminde 2 sezon üst üste "Gönüllerin Şampiyonu" olan Sivas geçen sezon ise en büyük küme düşme adaylarından biri olarak gösteriliyordu..
Hiç galibiyet alamadılar ama hiç de mağlup olmadılar..
Mesut Bakkal-Muhsin Ertuğral değişimi Sivas'a neler getirmişti diye bakacak olursak:
Öncelikle Muhsin hocanın ligi tanımayan ve fiziksel özellikler olarak ligin yapısında hiç uygun olmayan yabancılarına yol verildi..Sadece Souleymane Keita'yi defansif ortasaha olarak savunmanın önünde değerlendirip, Bülent Uygun ile bir şeyleri başarmış olan oyunculara özgüven takviyesinde bulunarak sahaya sürdü..
Oyuncu tercihlerini hep güçlü ve tecrübeli olandan yana kullandı..
Bu sezona ise Galatasaray galibiyeti ile girerek Mesut Bakkal yönetimindeki ilk 3 puanlarını hanelerine yazdırdılar, hemen ardından da ilk haftanın en rezil takımı olan Antalyaspor ile deplasmanda yine berabere kaldılar..Oynadıkları oyunla da gösterdiler ki bu sene onları yenmek hiç de kolay olmayacak..
Adamlar orta alanda mükemmel alan kapatıp rakiplerine kolay kolay oynama şansı vermiyolar..Oyun sistemleri ise geçtiğimiz yıllardan farklı olarak 4-1-3-1-1 olarak göze çarpıyor..
Bu tarz dizilişleri genelde Ziya Doğan tercih ederdi..Ama o orta alandaki bütün tercihlerini kazma ön liberolardan yana kullanırdı..
Sivas'ta ise savunmanın önünde oynayan Kadir dahil orta sahadaki bütün oyuncular top kullanabiliyorlar, aynı zamanda da birbirleriyle mükemmel uyumlular..
Tek tek mevkilere bakmak gerekirse;
Kalede yeni transfer Ramovic ilk 2 hafta itibariyle dengeli bir kaleci izlenimi yarattı bende..Öyle inanılmaz toplar çıkarmaz ama kolay kolay hata yapıp takımını yakmaz..
Savunmanın kanatlarında Bülent Uygun zamanından kalan iki kasap ama çıkan bek Abdurrahman ve Hayrettin mücadele ediyorlar..Geçtiğimiz hafta solda Hayrettin'in sakatlığında 88 jenerasyonunun sol beki olan Ferhat Bıkmaz şans bulmuş..Bize karşı oynarsa çok ama çok mutlu olacağım, Sivas'ın en zayıf halkası diyebiliriz bu oyuncuya, Volkan Şen şov izleyebiliriz yine..
Defansın göbeği ise yeni transfer İvanovs ve eski kasaplardan Sedat ikiliisinden oluşuyor..İlk toplara genelde Sedat çıkıyor, İvanovs da onun arkasını temizliyor..
Savunmanın önünde süpürücü ve kesici orta saha oyuncusu olarak Kadir Bekmezci görev yapıyor..Sert, ayaklarına hakim ve futbol zekası gelişmiş bir oyuncu..
Kadir'in önündeki 3'lü ise Bruno zita-Mehmet Nas-Cihan Yılmaz'dan oluşuyor..
Takım set hücumlarını genelde Abdurrahman-Bruno Zita ortaklığı ile gerçekleştiriyor, Cihan Yılmaz da ters kanattan içeri kat ederek hücuma zenginlik kazandırıyor..Mehmet Nas'ın öncelikli görevi ise dribling özelliği ile takımı rakip yarı alana taşımak oluyor..
Bu 3'lünün önünde ise kendisini pek sevemediğim ama yeteneklerine kimsenin laf edemeyeceği yılların eskitemediği Ceyhun Eriş görev yapıyor..
Sivas'ın en büyük hücum silahlarından biri, zaman zaman önünde oynayan Mehmet Yıldız'a da destek vererek oyun şablonu baklava dilimli 4-4-2 halini alabiliyor..
Mehmet Yıldız geçen sezonunun 6 ayını sakat geçirmesine rağmen gücünden hiç bir şey kaybetmemiş..Ömer Erdoğan'la eşleşmelerini büyük bir merakla bekliyorum..
İki kaptanın birbirlerine kuracağı üstünlük maçın kaderini yüzde 50'den daha fazla etkiler bana göre..
Bundan İyisi..
Günlerdir rüyalarımıza giren Şampiyonlar ligi grupları çekildi sonunda..
Benim rüyalarıma giren hiç bir takım gelmedi niyeyse..Bir hafta kadar önce Ajax deplasmanına Amsterdam'a gidiyordum, 3-4 gün önce Guiseppe Mezza'da Etoo'nun son dakika golüyle yıkılıyorduk, dün akşam da mahalleden otobüs yapıyorduk Yunanistan'a, biz yeşil-beyaz kardeşiz kafasındayken adamlar bizi Kapıkule'de taş yağmuruna tutuyorlardı..(Ne alakaysa artık, Kapıkule ile Pazarkule'yi karıştırdık herhalde)
Sonuç olarak Bursasporumuz'un yer aldığı C grubunda İngiltere'nin Manchester, İspanya'nın Valencia ve İskoçya'nın Glasgow Rangers takımları bulunuyor..Kuradan önce alın sizin grubunuz bu, kura çekimine falan katılmayın deseler eminim herkes kabul ederdi bu takımları. Bundan önceki yazımda çıkmasını istemediğim hiç bir takım çıkmadı mesela..
Maçlardan önce takımların geniş analizlerini yaparız, şimdilik sadece gelen-giden durumlarına bakacak olursak.
Manchester United:
Gelen oyuncular içerisinde Meksika'lı Chicarito, 10 milyon euro gibi bir bedelle Dünya Kupası'ndan önce kadrolarına kattılar, çok yetenekli bir oyuncu..Herif Meksika ligine damga vurmuştu geçtiğimiz sezon, 2'şer 2'şer leblebi gibi sıralıyordu valla golleri. Sir Alex Ferguson kendisini keşfeden scout'larına minnetarlığını bir çok kez dile getirmişti basın toplantılarında.
Portekiz'li Bebe diye bir oyuncu almışlar, kendisini tanımıyorum ama 1.90 boyunda santrafor mevkiinde oynuyormuş, yaşı da henüz 20.
Fulham'dan Chris Smalling isminde bir de stoper almışlar, onun da boyu 1.92..Geçtiğimiz sezon Fulham formasıyla 23 maça çıkmış, 2 sarı kart görüp 2 kez de kendi kalesine gol atmış.
Giden oyuncular arasında zaman zaman şans bulan Ben Foster dışında kayda değer bir isim bulunmuyor..Ne Tosic ne de Biram Diouf her ne kadar üst düzey yeteneğe sahip olsalar da şans bulamamışlardı zaten.
Valencia:
Rakiplerimizin içinde yıldızlarını satan takım olarak göze çarpıyor..Villa, Silva, Zigiç, Marchena,Alexis, Del Horno gitti, Baraja futbolu bıraktı.
En pahalı transfer olarak eski Realli Soldado'yu takımların kattılar, Fransa'dan iki orta saha oyuncusu transfer ettiler.Bunlardan ilki Grenoblle'den Sofiane Feghouli ikincisi ise sezonun flaş ekibi Montpellier'den Tino Costa, bu adama 6.5 milyon euro bonservis bedeli ödemişler. Ayrıca yine Fransa'nın Lille takımınından stoper Ricardo Costa'yı da bedelsiz olarak renklerine bağlamışlar.
Valencia'nın para verdiği bir başka isim ise Galatasaray'dan 5.5 milyon euro'luk Mehmet Topal. Ayrıca Mallorca'nın önemli silahı olan hücum oyuncusu Aduritz'i alarak da şimdilik transferi kapattılar. Aritz Aduritz'in geçtğimiz sezon Mallorca forması altında 38 maçta 13 gol ve 2 asiste imzası bulunuyor.
Glasgow Rangers:
Hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz takım olsa gerek..İskoçya ligini yıllardır takip ederiz, ya Celtic şampiyon olur ya da onlar..
Takımları arasında bu kadar fark bulunan bir ligi izlemek doğrusunu söylemek gerekirse hiç de aklıma gelmemişti.
Glasgow en büyük silahı olan gol kralı Kris Boyd'u ellerinde tutamadılar, giden diğer oyuncuları hakkında pek bilgim yok.
Gelenlere bakacak olursak Tuncay'ın takımından Beattie'yi almışlar, 32 yaşında tecrübeli bir isim.Geçen sezon Stoke City'de çok fazla şans bulamadı ve ligde attı gol sayısı sadece 2.
Rapid Wien'den Jelavic diye bir santrafor daha almışlar 5 milyon euro karşılığında. Adam Rapid Wien'de UEFA maçı oynamış, Şampiyonlar ligi listesine ismi yazılacak yazılamayacak mı tam olarak bilmiyorum ordaki kuralı.
Son olarak da Manchester City'den Slovak Vladimir Weiss'i kiralamışlar..Kendisini ilk defa Dünya Şampiyonası'nda izleyip, bayağı da beğenmiştim..Biraz cılız da olsa bizim ligde çok iş yapar, her iki kanatta da oynayabilen dribling yeteneğine sahip çabuk bir oyuncu..
Benim rüyalarıma giren hiç bir takım gelmedi niyeyse..Bir hafta kadar önce Ajax deplasmanına Amsterdam'a gidiyordum, 3-4 gün önce Guiseppe Mezza'da Etoo'nun son dakika golüyle yıkılıyorduk, dün akşam da mahalleden otobüs yapıyorduk Yunanistan'a, biz yeşil-beyaz kardeşiz kafasındayken adamlar bizi Kapıkule'de taş yağmuruna tutuyorlardı..(Ne alakaysa artık, Kapıkule ile Pazarkule'yi karıştırdık herhalde)
Sonuç olarak Bursasporumuz'un yer aldığı C grubunda İngiltere'nin Manchester, İspanya'nın Valencia ve İskoçya'nın Glasgow Rangers takımları bulunuyor..Kuradan önce alın sizin grubunuz bu, kura çekimine falan katılmayın deseler eminim herkes kabul ederdi bu takımları. Bundan önceki yazımda çıkmasını istemediğim hiç bir takım çıkmadı mesela..
Maçlardan önce takımların geniş analizlerini yaparız, şimdilik sadece gelen-giden durumlarına bakacak olursak.
Manchester United:
Gelen oyuncular içerisinde Meksika'lı Chicarito, 10 milyon euro gibi bir bedelle Dünya Kupası'ndan önce kadrolarına kattılar, çok yetenekli bir oyuncu..Herif Meksika ligine damga vurmuştu geçtiğimiz sezon, 2'şer 2'şer leblebi gibi sıralıyordu valla golleri. Sir Alex Ferguson kendisini keşfeden scout'larına minnetarlığını bir çok kez dile getirmişti basın toplantılarında.
Portekiz'li Bebe diye bir oyuncu almışlar, kendisini tanımıyorum ama 1.90 boyunda santrafor mevkiinde oynuyormuş, yaşı da henüz 20.
Fulham'dan Chris Smalling isminde bir de stoper almışlar, onun da boyu 1.92..Geçtiğimiz sezon Fulham formasıyla 23 maça çıkmış, 2 sarı kart görüp 2 kez de kendi kalesine gol atmış.
Giden oyuncular arasında zaman zaman şans bulan Ben Foster dışında kayda değer bir isim bulunmuyor..Ne Tosic ne de Biram Diouf her ne kadar üst düzey yeteneğe sahip olsalar da şans bulamamışlardı zaten.
Valencia:
Rakiplerimizin içinde yıldızlarını satan takım olarak göze çarpıyor..Villa, Silva, Zigiç, Marchena,Alexis, Del Horno gitti, Baraja futbolu bıraktı.
En pahalı transfer olarak eski Realli Soldado'yu takımların kattılar, Fransa'dan iki orta saha oyuncusu transfer ettiler.Bunlardan ilki Grenoblle'den Sofiane Feghouli ikincisi ise sezonun flaş ekibi Montpellier'den Tino Costa, bu adama 6.5 milyon euro bonservis bedeli ödemişler. Ayrıca yine Fransa'nın Lille takımınından stoper Ricardo Costa'yı da bedelsiz olarak renklerine bağlamışlar.
Valencia'nın para verdiği bir başka isim ise Galatasaray'dan 5.5 milyon euro'luk Mehmet Topal. Ayrıca Mallorca'nın önemli silahı olan hücum oyuncusu Aduritz'i alarak da şimdilik transferi kapattılar. Aritz Aduritz'in geçtğimiz sezon Mallorca forması altında 38 maçta 13 gol ve 2 asiste imzası bulunuyor.
Glasgow Rangers:
Hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz takım olsa gerek..İskoçya ligini yıllardır takip ederiz, ya Celtic şampiyon olur ya da onlar..
Takımları arasında bu kadar fark bulunan bir ligi izlemek doğrusunu söylemek gerekirse hiç de aklıma gelmemişti.
Glasgow en büyük silahı olan gol kralı Kris Boyd'u ellerinde tutamadılar, giden diğer oyuncuları hakkında pek bilgim yok.
Gelenlere bakacak olursak Tuncay'ın takımından Beattie'yi almışlar, 32 yaşında tecrübeli bir isim.Geçen sezon Stoke City'de çok fazla şans bulamadı ve ligde attı gol sayısı sadece 2.
Rapid Wien'den Jelavic diye bir santrafor daha almışlar 5 milyon euro karşılığında. Adam Rapid Wien'de UEFA maçı oynamış, Şampiyonlar ligi listesine ismi yazılacak yazılamayacak mı tam olarak bilmiyorum ordaki kuralı.
Son olarak da Manchester City'den Slovak Vladimir Weiss'i kiralamışlar..Kendisini ilk defa Dünya Şampiyonası'nda izleyip, bayağı da beğenmiştim..Biraz cılız da olsa bizim ligde çok iş yapar, her iki kanatta da oynayabilen dribling yeteneğine sahip çabuk bir oyuncu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










